Ana Sayfa
  Hakkımda
  Kitaplarım
  Alternatif Eksenler
  Harşit Çepnileri
  Bahçecik Tarihi
  Köşe Yazılarım
  Şiirlerim
  Tebliğ-Konferans
  Haberler
  Fotoğraf Galerisi
  Ziyaretçi Defteri
  İletişim
 
 
Her türlü sorunuzu buradan sorabilirsiniz.
 
 
ÇEPNİLERDE EKONOMİK HAYAT

 

2.4. Çepnilerde Ekonomik Hayat
 
2.4.1. Çepnilerde Ekonomik Yaşam
 
Harşit Havzasına XIV. yüzyılın sonlarında yerleşen Çepnilerin Osmanlı Devleti’nin Akkoyunluları yenerek (1473) bölgeye tamamen hâkim olmalarına kadar geçen 1 asırlık zaman zarfında özgürce yaşadıklarını biliyoruz. Bu özgürlük onların eski Türk yaşantısı olan konar - göçer yani yaylak - kışlak hayatını sürdürmelerinden de kaynaklanmkatadır. Bu yaşam biçiminde hayvancılık ağırlıklı olarak yer tutmakta olup tarımda sınırlı olarak yapılmaktadır. Osmanlı arşivlerine ilk girdikleri tarihten (1486) itibarense tarımsal faaliyetin Osmanlıların yerleşik hayata dayalı politikalarına uygun olarak peyderpey arttığına şahit olunacaktır. M. Hanefi Bostan’ın araştırmalarına göre
yöredeki Çepnileri kapsayan bir idarî birim olan Kürtün’de ise 732 hane, 169 mücerred (bekâr) ve 4 nefer Müslümana karşılık 62 hane ve 5 bîve Hristiyan yaşamaktadır (2002:247). Bu 732 Müslim haneden 77’si muafân[1] hane, 64’ü müsellem[2] hane, 48’i yamak (müsellem oğlu) hane, 3’ü müsellem veya yamak olarak kaydedilmeyen hane, 465’i normal hane[3], 73 hane bennâk[4], 2 hane caba[5] olarak dağılmaktadır. 169 mücerredden[6] 10 mücerred bennâk, 3 mücerred caba, 6 mücerred muafân, 9 mücerred müsellem, 11 mücerred yamak, 5 mücerred müsellem veya yamak olarak kaydedilmeyen, 4 nefer mustahfız[7], 125 de normal mücerred olarak görülmektedir (Age:249). Kürtün Kazasının Çepni Nahiyesinde de Müslüman nüfusun % 9.63’ünü muafânlar, % 9.03’ünü müsellemler, % 2.40’ını da emekli sipahiler oluşturmaktadır (Age:304). 
1486 yılında Sancak genelindeki 590 dirlikten bu bölgedeki 29 dirliğin biri Trabzon Sancakbeyine, 28 dirlikse Çepni beylerine, onların oğullarına, arkadaş ve yoldaşlarına ait olarak görünmektedir (Bostan, 2002:359). Sancağın Trabzon’dan sonra ticaret hacmi ve ekonomik kapasite yönünden en önemli kazası Zeâmet-i Kürtün’dür. Sadece Giresun (Çepni) şehrinin vergi gelirleri; fıçı resmi (vergisi) 2.200 akça, gümrük mukataası (vergi ihalesi) 3.000 akça, liman resmi 1.000 akça, âdet-i deryân (dalyan) 1.200 akça, bâc mukataası (yol vergi ihalesi) 1.000 akça, ceviz öşrü (vergisi) 100 akça, hububât öşrü 200 akça, meyve öşrü 200 akça, şıra (üzüm suyu) öşrü 100 akça olmak üzere toplam 10 bin akça olarak görülmektedir (Age:441). Kazanın kasabalarından olan Tirebolu’nun 1486’daki dalyan vergi geliri 100 akça, gümrük geliri 1.050 akça, liman geliri de 200 akça olmak üzere toplam 1.250 akçadır. Kürtün Zeâmeti içinde kaydedilen gemi resmi 100 akçadır (Age:442-443). Meslek olarak ise 1 nefer sarraç (meşinci) Kürtün Nahiyesinde, 4 nefer hayyattan(terzi) biri Çepni üçü de Kürtün Nahiyesinde, 1 nefer müderris Çepni Nahiyesinde, 30 nefer nöker Kürtün Nahiyesinde, 5 nefer küreci (madenci) Çepni Nahiyesinde iş görmektedir (Age:455).
Ziraî olaraksa Kürtün Zeâmeti dâhilinde oturanların bennâk resmi (ekin vergisi) 1486 yılı itibariyle 7,14 akça ile 13 akça arasında bulunmaktadır. Mücerred bennâklar ise 10, 13, 15, 20, 25 akça vergi ödemektedirler (Bostan, 2002:470-471). Tahrir Defterinde bennâk, müsellem, muaf ve mülâzımât (görevliler) olarak kaydedilmeyen halksa 8 akçadan 120 akçaya kadar değişik miktarlarda vergi ödemiş gözükmekte, vergi ‘resm-i maktu’ (götürü vergi) veya kesim olarak deftere kaydedilmektedir (Age:472). Çepni Nahiyesine tabi Hasan Kâfir, Depecik, Çenliz köylerindeki halkın sipahilerine yılda 3 gün hizmetle mükellef oldukları veya bunun yerine belli bir meblağ ödeyerek bu hizmeti yerine getirdikleri de anlaşılmaktadır (Age:474). Yine Çepni Nahiyesinin Giresun şehrinde gayr-i müslim bulunmakla beraber bunların Fatih Sultan Mehmed’in hükmüyle haraçtan, ispençeden (çift resmi), ulaklık hizmetinden, öşür ve sair rüsumdan (vergilerden) muaf tutuldukları ve bu muafiyetlerinin de Giresun Kalesindeki hizmetlerinden dolayı gerçekleştiği defterde belirtilmektedir (Age:475).
1486 yılında Sancak dâhilinde zemin öşrüne (arazi vergisi) yalnız Kürtün Zeâmetine bağlı Çepni ile Kürtün nahiyelerinde ve Trabzon kazasında tesadüf edilmektedir. Yekûn olarak 8.170 akçalık zemin öşrünün % 58.15’i Kürtün Kazasında, % 41.85’i Trabzon Kazasında toplanmaktadır. Aynı yıl Kürtün Nahiyesinden tahsil edilen ispençe vergisi miktarı 1.580 akça, bennâk vergisi ise 8.980 akçadır. Ve Sancak genelinde bennâk resmine sadece Kürtün Kazasında rastlanmaktadır (Bostan, 2002:475-476). Trabzon Sancağındaki 2.650 akçalık yaylak resminin de 650 akçası Zeâmet-i Kürtün’de toplanmaktadır (% 24,5). Bundan başka; Sancaktaki 69.030 akçalık resm-i niyâbetin (naiplik vergisi) % 14.70’i yani 10.130 akçası, 730.395 akçalık toplam raiyyet rüsumunun (şahıs vergisi) % 3.60’ı yani 26.195 akçası, 29.850 akçalık toplam resm-i cerâyimin (arızî vergi) ancak 60 akçası ve 11.395 akçalık resm-i arûsiyyenin (evlilik vergisi) de ancak 40 akçası Kürtün Kazasından tahsil edilmektedir (Age:476-477).
Hububat ve bakliyat üretiminden alınan aynî (pay) öşür oranlarına bakıldığında 1486 yılı Trabzon Sancağı 29.850 somarlık (kile) ‘dıhn-ı erzen’ (darı) tahsilâtının 835 kilesi (% 2.80), Kürtün Kazasında toplanmaktadır. Diğer mahsulâttan ‘hınta - gendüm’ (buğday), ‘kapluca’ (kapçıklı buğday), ‘lâzut’ (mısır) ve ‘şa’îr’ (arpa) ürünleri ise Kürtün Zeâmeti kayıtlarında görülmemektedir (Bostan, 2002:493). Yine 1486’da Kürtün Kazası hariç bütün kazalarda üzümden şıra yapıldığı gözlenmektedir (Age:501). Diğer meyvelerde de çok düşük oranlar göze çarpmaktadır: Ceviz; 25 kile (TSG – 5.805 kile), muhtelif meyveler; 50 kile (TSG – 3.695 kile) ve elma, incir, üvez, armut, kiraz, fındık, kestane, zeytinde ise sıfır noktasındadır (Age:502-503). Trabzon Sancağındaki toplam 52.550 akçalık keten - kendir öşrünün en azı Kürtün Zeâmetinden (50 akça) tahsil edilmektedir. Bu da 12,5 batmanlık (5-10 kiloluk) aynî kendir öşrüne karşılık gelir ki Sancağın genelinde 13.140 batmanlık bir yekûn bulunmaktadır (Age:510,512).
1486 yılı Sancak dalyan gelirlerinin tamamına yakını (% 91.65) Kürtün Kazasından elde edilmektedir. 1.200 akçalık gelirin yalnızca 100 akçası Trabzon Kazasından olup Zeâmet-i Kürtün’ün Çepni (Giresun) Nahiyesinden 1.000 akça ve Kürtün Nahiyesinden de 100 akça alınmaktadır (Bostan, 2002:508). Keza doğan ve şahin yuvası sayısında da Kürtün Kazası açık ara birincidir. Trabzon Sancağındaki 94 kıt’a (tane) bâz-çakır asiyâbından (doğan yuvası) 62 tanesi Kürtün Kazasında, toplam 3.800 kıt’a şahin yuvasından 2.300 tanesi Kürtün Kazasında bulunmaktadır. Bu yuvalardan sağlanan vergi tahsilâtları ise doğan bazında % 74.60 (4.700 akça), şahin bazında % 60.05 (2.300 akça) oranındadır (Age:524-525).
1486’da Trabzon Sancağındaki mirlivâ (sancakbeyi) haslarının[8] il genelindeki 734.860 akçalık yekûnunun 164.365 akçalık kısmı ‘Kır Kesimi’ adı altında Giresun Kal’ası, Kürtün Zeâmeti, 17 tam köy ve 10 hisseli köy tahsisinden sağlamaktadır (Bostan, 2002:529). Sancakta 5 zeâmet bulunmakta olup bunlardan birisi ‘mirmirân- alây’a (beylerbeyi), ikisi ise eski Çepni beylerine verilmiştir (Age:531). Bunların isimleri ve gelir türleri örnek olarak şu şekildedir:
Mustafa Bey v. Eşter (kadîmî Çepni beylerindendir) – Çepni Nâhiyesine tâbi 2 tam köy, Kürtün Nahiyesine tâbi 7 tam köy, yuva-yı bâz, resm-i yaylak, resm-i niyâbet ve arûsiyenin yarısı, şıra baçı (2.630 akça)
Hasan Bey v. Özlemiş Bey – Çepni Nâhiyesine tâbi 3 tam köy, yuva-yı şahin ve
bâz, resm-i yaylak, resm-i niyâbet ve arûsiyenin yarısı, rençber gemileriyle gelen şıradan alınan baç (Bostan, 2002:532)
 
Faruk Sümer’in Çepnilerle alâkalı inceleme ve araştırmalardaki görüşlerine gelince; yerleşik yaşayışla ilgili olarak Çepnilerin darı ektikleri görülmektedir. Ortaasya’daki Türkler de yerleşik hayat geçtiklerinde ilk defa darı ekmişlerdir. Tarla kelimesi de ‘tarıglag’dan gelmektedir. Buğday ve arpa henüz ekilmemekte olup 30 yıl sonrasında onlar da ekilecektir (TDTD/LVII:10). Bütün köylerde bal istihsal edilmekte, bağcılık yapılmakta ve meyve yetiştirilmektedir. Birçok köyde ceviz de elde edilmektedir. Davarlarının çok az olduğu anlaşılmaktadır. Resm-i ganem (koyun vergisi) ile ilgili o tarihte bir kayıt yok fakat 30 yıl sonra köylerin birçoğunun koyun vergisi de ödedikleri görülecektir (Age:10). Köylerin çoğunda doğan, şahin, atmaca gibi avcı kuşlara ait yuvalar vardır. Bu yuvalarda gelir kaynakları olduğu için yakından meşgul olunmaktadır. Anlaşıldığına göre bu yuvalarda doğan yavrular palazlanınca satılmaktadır. Devlet her yuvadan 50 akçe vergi almakta, bazen de sahipleri tarafından yuvaların gelirleri câmi ve zaviyelere vakfedilmektedir. Çepnilerin yurdunda tımar rejimi uygulanmaktadır. Çepni İlinde (Vilâyet-i Çepni) 30 dirlik görülmekte olup bunlardan 3’ü zeâmet, 27’si tımardır. Vergiler de yöredekilerin iktisadî faaliyetlerine uygun olarak öşür, resim, kesim ve avârız türlerinde alınmaktadır (Age:10-11).
1515 yılı Kürtün Kazasının nüfusu 13.190 olup bu nüfusun vergi dağılımı ise şöyledir: 33 hane, 1.155 bennâk, 422 caba, 72 mücerred, 155 zemin, 39 mustahfız nefer, 8 nev (yeni) Müslim hane, 5 müsellem hane, 275 müsellem bennâk, 47 müsellem caba, 46 müsellem mücerred, 35 müsellem zemin; Müslümanlar. 430 hane, 19 bîve, 18 mücerred, 2 zemin; Hıristiyanlar (Bostan, 2002:249-250). 1583 itibariyle vergi nüfusu da Müslümanlar olarak; 205 hane, 1.012 bennâk, 1.703 caba, 927 mücerred, 9 zemin, 567 zemin bennâk, 29 mustahfız nefer, 51 müsellem hane, 219 bennâk hane, 363 müsellem caba, 197 müsellem mücerred, 117 zemin bennâka, Hıristiyanlar olaraksa; 956 hane, 2 mücerrede yükselmektedir (Age:249).
1515 yılında Trabzon Sancağında 17 adet zeâmet ve 495 adet tımarla birlikte toplam 512 adet dirlik bulunmaktadır (Bostan, 2002:267). Bunlar arasında Trabzon Sipahileri 203 kişiyle ilk, Kürtün Sipahileri (Sipahiyân-ı Kürtün) 39 kişiyle 4. sıradadırlar. Yine bu dirlikler arasında; 4 adet Sipahiyân-ı Çepni ve 3 adet Sipahiyân-ı Bayramlu da göze çarpmaktadır. Bu arada 1483’e göre dirliklerden istifade eden kişi sayısı 100 kişilik bir artışla 1515 yılı için 512 dirlikte toplam 687 kişiye ulaşmaktadır (Age:268-269). Bu 687 kişi arasında 6’sı Çepni beylerinden, 19’u Çepni beyi oğlanlarından, 2’si Çepni, 1’i Türkmen olarak ünvanlandırılmaktadır (Age:272). Gelir miktarı belirtilmeyen 26 kişinin de 20’si Kürtün sipahisi ve sipahi oğlu olup ‘Eskiden berü tasarruf idegeldüklerü yerleriyle yurdlarına, bağlarına ve bahçelerine mutasarrıf olub bunlardan öşür ve rüsum taleb olunmayub sefer vâki oldukça 5 neferi at ve silahlaru ile eşen’ diye tarif edilmektedir (Age:275).
1515 yılında Trabzon Sancağındaki 13 kaleden 3’ü Çepni Vilâyeti dâhilinde olup bu kalelerdeki görevli sayısı ve ünvanları şöyle sıralanmaktadır: Görele Kalesi; 2 dizdâr[9], 2 kethüdâ[10], 1 ser-bölük[11], 6 merd-i kal’a[12]. Tirebolu Kalesi; 1 dizdâr, 2 kethüdâ, bevvâb,[13] 3 kale imamı, 3 meremmetçi[14], merd-i kal’a. Bedirme Kalesi; 1 dizdâr, 1 kethüdâ, 1 bevvâb, 1 hatib, 1 müezzin, 2 cüzhân, 6 meremmetçi, 1 merd-i kal’a. 1520 yılında ise Sancak dâhilinde bulunan 12 kalede azeb[15] ve müstahfız[16] olarak toplam 510 nefer görev yapmakta olup bunların % 3.52’si (13) Bedirme Kalesinde, % 1.76’sı (9) Görele Kalesinde, % 0.78’i (4) de Tirebolu Kalesinde görev yapmaktadır (Bostan, 2002:278). 1583’te ise Sancaktaki kale sayısı 8’e, nefer sayısı da 36’sı azeb, 205’i mustahfız olarak 241’e düşmüş gözükmektedir. Bu müstahfızların 14’ü ( % 5.80) Bedirme Kalesinde, 10’u (% 4.14) Görele Kalesinde, 5’i de (% 2.07) Tirebolu Kalesinde vazife görmektedir (Age:283). Aynı yıl itibariyle Bedreme Kalesinde görev yapanların gündelikleri de şu şekilde ücretlendirilmiştir: Dizdâr 10 akça, kethüdâ 7 akça, imam 5 akça, bevvâb 6 akça, kale merdleri 4.38 akça (Age:454).
1583 yılında 103 derbendci[17], 2 nâzır-ı derbendciyân (bekçilerin âmiri), 5 köprücü; toplam 110 kişi gibi yüksek sayıdaki insan geçit, boğaz ve köprülerin korunmasına vazifelendirilmişlerdir. Sayıları 1583’de 393’ü derbendci, 13’ü köprücü olmak üzere toplamda 406’ya erişmektedir (Bostan, 2002:309). Yine aynı yıl Kürtün’ün Avcılu Köyünden 22 nefer Müslüman, ‘Haşrid Nehri’ yılda 3 ay taştığından atlı ve yayaların geçmesi için ‘sucu’ olarak kaydedilmişlerdir. Kezâ Hıristiyan nüfus içinde de 560 nefer ulak görev yapmaktadır ki Hıristiyan nüfusun % 58,5’unu teşkil etmektedir. Bu kimseler “sandalla ulaklık edüp nehr-i azîmde at beremesin” yaptıklarından dolayı vergilerden muaf tutulmaktadır (Age:307).
XVI. yüzyılın başlarında veya tamamı muaf ve müsellem yani Türk köylülerinden oluşan, savaş zamanında atı ve silahı ile sefere katılan, buna karşılık her türlü vergiden muaf olarak toprağını ekip - biçen köylü atlı asker olan Trabzon Çepnilerinin daha sonra - Anadolu’nun pek çok yöresinde olduğu gibi - mütesellimliklerine son verilip raiyyet yani vergi veren köylü durumuna düşürüldükleri görülmektedir (Çelik, TA/VI:322). Oysaki cemâat-i müsellemân (müsellemler topluluğu) olarak Tahrir defterlerine kaydedilen bu zümre 1515’te 408 kişi (% 18.10), 1520’de 331 kişi (% 15.35), 1554’te 401 kişi (% 12.50), 1583’te de 947 kişiden (% 17.65) oluşmaktadır (Bostan, 2002:308). Kazada çalışan nüfus içerisinde bu kadar yüksek oranda yer tutan müsellemler Sancak genelinde de % 3 gibi ciddi bir oran teşkil etmektedir. 1583’te Trabzon Sancağında müsellemlik sadece Kürtün (Yağludere) ve Çepni (Giresun) kazalarında bulunmakta, diğer kazalarda bu teşkilata rastlanmaması müsellemliğin yavaş yavaş ortadan kalktığına işaret sayılmaktadır. Zaten 1486’da her türlü vergiden muaf olan müsellemlerin 1515, 1520, 1554 ve 1583’te tamamen râiyyet (vergi veren köylü) haline getirilmesi ve derbendlik, köprücülük, imam-hatiplik vb. gibi görevlere kaydırılması da teşkilatın XVI. yüzyılı aşamayacağının belirtilerindendir (Age:315).
1515 ve 1554’te Kürtün Zeâmetinin sandal resmi ve fıçı resminin (beher fıçı 5 akça) toplamı 900 akça, 1583’te ise 1.200 akça olarak belirlenmektedir. Aynı yıl Kürtün Kazasının dalyan, gümrük, niyâbet, sandal, menükse, fıçı resmi ile bazı vergilerin toplamı 17 bin akça olarak gözükmektedir. Yine 1583’te Kürtün’e bağlı bir yaylakta 200 akçalık bâc-ı Pazar (sergi yeri) vergisine rastlanmaktadır (Bostan, 2002:443). 1554 yılı Defterinde Kürtün dâhil Trabzon Sancağının bütün kazalarında resm-i hamr veya bâc-ı hamr adı altında şarap vergisi kalemine tesadüf edilmektedir (Age:451). Kürtün Kazasının kasabalarından Tirebolu’nun 1515 yılında gümrük resmi 1.500 akça, dalyan resmi 750 akça, liman resmi 360 akça, yeni gemi yapımından alınan resim 800 akça ve ihtisab resmi (zabıta vergisi) de 160 akça olarak hesaplanmaktadır. 1583 kayıtlarına göre ise Hüdâvendigâr Câmiine ait vakıf hamamlarından biri Tirebolu’da bulunmaktadır (Age:442-443).
1583 tarihinde Kürtün Kadısına gönderilen bir hükümde mezkûr kaza ahalisi kendi mahsûllerini civar iskelelere satmaya götürdüklerinde bâc-ı pazarı edâ ettikleri halde sancak subaşıları kendilerinden gümrük aldığından şikâyetçi oldukları, kanunlara aykırı olan bu durumun düzeltilmesi, alınan paranın iade edilmesi ve halka zulmedilmemesi emredilmektedir (Bostan, 2002:451). Değişik işkollarında çalışan sayısı 1515’te 62 olup bunlardan 3 nefer demirci, 5 nefer doğramacı, 4 nefer terzi ve 1 nefer hallaç Vilâyet-i Çepni’de (Kürtün) bulunmaktadır. 1554’te ise 4 demirci, 2 hidâdet-i kılıç (kılıç demircisi) ve 1 adet terzi Kürtün Kazasında ikamet etmektedir (Age:456).  
Alınan vergi miktarlarına bakılırsa; 1515 yılında Çepni ve Kürtün nahiyelerinde zemin sahibi Müslümanlar 6.66 akça ile 260 akça arasında zemin öşrü ödemektedirler. 1554 yılında bu vergi 4.16 akça ile 300 akça arasındadır. Yine 1515’te Çepni ve Kürtün nahiyelerinde Müslüman reâyanın ödediği bennâk resmi 13 akça ile 18 akça arasında olup 1554’te 12 akça ile 18 akça arasındadır. Aynı yıl yöredeki hane caba vergisi ise 8 ilâ 13 akça arasında değişmektedir (Bostan, 2002:471-472). 1515 yılında Sancaktaki 65.945 akçalık bennâk gelirinin 50.850 akçası Kürtün (% 40,4) ve Çepni (%36, 8) nahiyelerinden sağlanmaktadır. Caba vergi gelirleri toplamı 12.500 akça olup bunun da 12.450 akçası yine Kürtün (%59,4) ve Çepni (% 40,2) nahiyelerinden karşılanmaktadır. Aynı yıl Kürtün Nahiyesinden 382 akçalık da bostan vergisi alınmaktadır (Age:478).
1515 yılında niyâbet resminin en az alındığı yer Kürtün Nahiyesi (% 0.13) olarak görünmektedir. Yaylak resminin ise toplam 5.425 akçalık tahsilâtının 1.925 akçası Kürtün (% 26,7) ve Çepni (% 8,8) nahiyelerinden toplanmaktadır. 1515’te râiyyet rüsûmu Kürtün’de 64.675 akça, Çepni’deyse 50.740 akça olarak kaydedilmiştir. Sancak genelindeki 8.805 akçalık zeminhâ öşrünün 8.350 akçası yani % 83.45’i Kürtün ve Çepni nahiyelerinden elde edilmektedir (Bostan, 2002:479-480). 1554 yılında da en az ispençe[18] ve en az niyâbet vergisi yine Kürtün Kazasından alınmaktadır. Aynı yıl; bennâk resminin % 15.25’i (14.990 akça), caba resminin % 28’i (5.710 akça), zemin öşrünün de % 18.30’u (1.715 akça) Kürtün Kazasından toplanmaktadır. Yine cerâyim resminin % 4.35’i (3.580 akça), arûsiyye resminin %10.60’ı (5.615 akça) ve râiyyet rüsûmunun da % 5.05’i (48.550 akça) Kürtün Kazasından tedarik edilmektedir (Age:482-483).
Bâd-ı hevâ vergisine gelince; bedava anlamına gelen ve Sancaktaki zuhurâta (oluşan duruma) bağlı olarak havaya göre alınan bir vergi olmakla beraber toplamda 6.760 akçalık gelirin % 67.10 ile en çoğu (4.535 akça) Kürtün Kazasından tahsil edilmektedir (Bostan, 2002:483). 1583’te her Müslüman bekârdan alınan 6 akçalık mücerred vergisi Çepni ve Kürtün kazalarındaki bekârlardan alınmadığı müşahede edilmektedir. Yine Sancak genelinde 9 akça olarak alınan niyâbet vergisi de Kürtün (Yağlıdere) Kazasından 5 akça olarak alınmaktadır. Aynı yıl toplam 105.420 akça olan bennâk resminin 27.185 akçası (% 28.65), toplam 535.265 akça olan ispençe resminin 10.825 akçası (% 2,0) ve toplamda 23.700 akça olan yaylak resminin 4.000 akçası (16.85) Kürtün Kazasından elde edilmektedir (Age:484–486). Sancak genelindeki caba resminin neredeyse tamamına yakını daha önce olduğu iki kazadan toplanmaktadır. 35.875 akçalık toplam miktarın % 48.05’i (17.195 akça) Kürtün, % 51.95’i de (18.590 akça) Çepni Kazasından tahsil edilmektedir. Genel toplamda da Sancaktaki 949.920 akçalık vergi yekûnunun % 8,4’ü olan 79.925 akçalık tahsilât Kürtün Kazasından yapılmaktadır (Age:485-486).
Hububât ve bakliyât kısmında ise ‘hınta - gendüm’ diye tâbir edilen buğdaydan alınan aynî öşür Kürtün Kazasında 1515’te 745 kile (somar), 1554’te ise 475 kile olarak görülmektedir. Yine ‘dıhn-erzen’ diye tâbir edilen darıdan alınan aynî öşür miktarı ise 1515’te 4.035 kile, 1554’te de 6.560 kiledir. Ve “şa’îr” olarak adlandırılan arpa 1515 itibariyle Kürtün’den 735 kile, 1554 itibariyle de 485 kile olarak gözükmektedir. Yeni yeni görülmeye başlanan bakla 1515’te 2 kile, 1554’te 1,5 kile ve piyaz (kuru soğan) da 1515’te 2 kile olarak öşüre tâbi tutulmaktadır (Bostan, 2002:493-494). 1515 yılında Kürtün Kazasında meyvelerden alınan aynî öşür miktarları; zeytinyağı 8 batman[19], bâgat (üzüm) şırası 155 sabur[20], ceviz 340 kile, muhtelif meyveler de 925 kile olarak kaydedilmektedir.1554 yılındaysa; zeytinyağı 8 batman, üzüm şırası 230 sabur, ceviz 165 kile ve muhtelif meyveler 1.615 kile olarak rakamlanmaktadır (Age:502-503). 1515 itibariyle Kürtün Kazasından toplanan keten/kendir öşrü 4.985 akça, 1554 itibariyle de 3.135 akça olup 8 kaza arasında en düşük miktardır (Age:510). Açıklama olarak da 1515’te üretilen 6.050 batmanlık yekûnun % 10’u olan 605 batmanı öşür, 1554’te üretilen 6.270 batmanlık yekûnun 625 batmanı öşür olarak yazılmıştır. Üretilen kendirin kilogram olarak karşılığı da 1515 yılında 229.265, 1554 yılında ise 144.165 kg. şeklinde kayda girmiştir (Age:512).
1486 tahririnde hiç değirmeni gözükmeyen Kürtün Nahiyesinde 1515 itibariyle 6’sı reâya, 49’u şahıs olmak üzere 55 âsiyâb (değirmen) ve 60 bâb (giriş) ile bunlara ait 1.210 akçalık hâsıl göze çarpmaktadır. 1520’de âsiyâb sayısı 48, bâb sayısı 48 ve her biri 36 akçadan toplam 1.720 akça vergi hâsıl edilmektedir. 1554’te ise 22’si şahıs 84 değirmen, 86 kapı ve 1.290 akçalık hâsılat temayüz etmektedir (Bostan, 2002:514). Yine 1483’te Kürtün Zeâmetinde hiç gözükmeyen koyun vergisi 1515 yılında Çepni ve Kürtün nahiyelerinde toplam % 73,6 ile açık ara ilk sıradadır. Bu da toplanan 6.355 akçalık gelirin 5.675 akçasına denk gelmektedir. Aynı vergi (resm-i ganem) 1554 yılında sadece Kürtün için 3.250 akçalık (% 25.80) bir gelir teşkil etmektedir. Kürtün’de dalyan geliri ise 1515’te 950 akça, 154’te ise 200 akça olarak kayıtlıdır (Age:518). Asel (bal) vergisi olarak Kürtün’de 1515’te 4.465 akça, 1554’te de 1.605 akça toplanmaktadır. Kovan resmi olaraksa yalnız 1554 yılına ait 2.465 akçalık bir kayıt gözükmektedir(Age:519). 1554 yılı çayır (giyâh) vergisi olarak da Kürtün Kazasından 4 kıt’ada (bölümde) 217 akçalık gelir elde edilmiştir (Age:521).
Avcı kuşları bazında 1486’da ilk sırada olan Kürtün, doğan (bâz-çakır) yuvasında 1515’te 47 ile, vergi hâsılında da 2.350 akça (% 41,0) ile birinciliğini sürdürmektedir. 1520’de 39 yuva ve 1.950 akçalık (% 30.95) geliriyle, 1554’te 83 yuva ve 2.460 akçalık (% 36.90) geliriyle, 1583’te de 60 yuva ve 3.600 akçalık (% 37.40) geliriyle hep birinci sıradadır. 1486’daki 15 şahin yuvası adedi ise 1515’te 4’e (800 akça gelir), 1554’te 2’ye (200 akça gelir) düşmüş, 1583’te 14 yuva ve 2.100 akça gelirle (% 41.15) ilk sıraya yükselmiştir (Bostan, 2002:524-525). Atmacada ise yalnız 1515 ve 1554 yıllarında kayıt tutulmuştur. Her iki tarihte de sadece Kürtün ve Çepni bölgeleri rakamları söz konusudur. 1515’te Çepni Nahiyesi 22 yuva, 250 akça vergi (% 58.15) ile birinci, Kürtün Nahiyesi de 18 yuva ve 180 akça vergi (% 41.15) ile ikinci durumdadır. 1554’te ise 20 yuva ve 330 akça (% 64.70) tahsilâtla Kürtün Kazası birinci, 16 yuva ve 180 akça (% 35.30) tahsilâtla Çepni Kazası ikinci bulunmaktadır (Age:525). Doğu Karadeniz bölgesinin otantik özelliklerinden biri olan avcı kuş geleneğinin Çepniler tarafından başlatıldığını not düşmek gerekmektedir.
1515 yılı kayıtlarına göre Sancaktaki zeâmet sahibi 85 kişinin Kürtün’le ilgili olanları ve gelir türleri aşağıda sıralanmıştır:[21]
Süleyman Bey – Batum defter kethüdâsı (Torul, Kürtün, Of ve Çepni kazalarına
tâbi bazı köylerin ve mezraaların hâsılaları) 30.000 akça
Bâli Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu[22] (15 tam köy, 3 hisseli köy, Kürtün’e tâbi
Görele Kasabası kadîm Hıristiyanlarının vergileri, aynı kasabanın arûsiyye, bâd-ı hevâ, dalyan resimleri, meyve, şıra, erzen ve kendir öşürleri, gümrük, bostan, niyâbet ve fıçı resimleri) 55.640 akça
Abdülkerim Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu (Yomra, Akçaâbâd ve Kürtün’e tâbi 5
tam köy, 2 hisseli köy) 20.215 akça
İbrahim Efendi – (Görevi belirtilmemiş) Kürtün, Sürmene, Torul, Maçka ve
Lâz’a[23] tâbi 16 tam köy, 10 hisseli köy ve 1 mezraa; gelir yekûnu 70.000 akça
Ramazan – Rize mîr-alayı[24] (Maçka, Akçaâbâd, Of. Torul, Kürtün, Çepni ve
Sürmene’ye tâbi 7 tam köy, 7 hisseli köy, 2 mezraa) 20.860 akça
Ebubekir – (Görevi belirtilmemiş) Sürmene, Kürtün, Akçaâbâd ve Maçka’ya
tâbi 6 tam köy, 2 hisseli köy; yekûnu 21.000 akça
Mehmed Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu (Yomra, Kürtün ve Sürmene’ye tâbi 3
hisseli köy) 3.000 akça
Mustafa – Müteferrika[25] (Of, Sürmene, Atina[26], Lâz/Arhavi, Maçka ve
Kürtün’e tâbi 7 tam köy, 2 hisseli köy, 1 mezraa) 27.220 akça
Hasan Bey – Reis-ü’l küttâb[27] (Rize, Kürtün, Çepni, Of ve Lâz kazalarına tâbi 25
tam köy, 7 hisseli köy, Of Kazasına ait öşr-i mâhi[28], Çepni Kazasına ait mahsûl-ı bâc-ı bazar-ı balık[29]) 35.390 akça
İslâm – (Görevi belirtilmemiş) Çepni, Torul ve Kürtün’e tâbi 5 tam köy, 1
yaylak; gelir yekûnu 20.000 akça
Abdurrahman – (Görevi belirtilmemiş) Akçaâbâd, Sürmene ve Kürtün’e tâbi 7
tam köy, 2 hisseli köy, 2 mezraa; yekûnu 20.000 akça
Mehmed v. Bekir Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu (Kürtün, Çepni ve Lâz kazalarına
tâbi 2 tam köy, 18 hisseli köy, Çepni Kazasında bazarda satılan balıktan alınan bâc) 21.300 akça
Mustafa v. Mehmed – Rumeli beylerbeyisi Mehmed Paşa’nın oğlu (Torul,
Maçka, Of, Çepni ve Kürtün kazalarına tâbi 4 tam köy, 4 hisseli köy, 1 mezraa) 20.650 akça
Ahmed – (Görevi belirtilmemiş) Akçaâbâd, Kürtün, Sürmene ve Çepni’ye tâbi 1
tam köy, 6 hisseli köy, 2 mezraa; gelir yekûnu 17.280 akça
İbrahim – (Görevi belirtilmemiş) Yomra, Rize, Kürtün, Sürmene, Of, Akçaâbâd
ve Çepni’ye tâbi 9 hisseli köy; yekûnu 12.465 akça
Nasuh Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu (Çepni, Kürtün, Of, Maçka ve Akçaâbâd’a
tâbi 3 tam köy, 9 hisseli köy, 1 mezraa) 20.945 akça
Yunus – (Görevi belirtilmemiş) Of, Torul, Sürmene, Rize, Yomra ve Kürtün’e
tâbi 3 tam köy, 11 hisseli köy, 1 mezraa; gelir yekûnu 31.140 akça
Ali b. Abdülgani (Görevi belirtilmemiş) Kürtün, Akçaâbâd, Of ve Sürmene’ye
tâbi 2 tam köy, 2 hisseli köy; yekûnu 12.100 akça
Mustafa – (Görevi belirtilmemiş) Sürmene, Akçaâbâd ve Kürtün’e tâbi 3 tam köy, 4 hisseli köy; yekûnu 20.000 akça
Mehmed – (Görevi belirtilmemiş) Yomra, Sürmene ve Kürtün’e tâbi 3 hisseli köy; yekûnu 3.000 akça (Bostan, 2002:534–536)
 
XVI. yüzyılla ilgili özet yapma bağlamında şunlar söylenebilir: Çepniler, yurtları arızalı yani inişli çıkışlı olduğu için ekilmek üzere geniş alanlara sahip değillerdi fakat bununla beraber - XVI. yüzyılın ilk yarısında Türkiye genelinde olduğu gibi - çeşitli ürünler ürettikleri için iktisadî durumlarının memnuniyet verici olduğu görülmektedir (Sümer, TDTD/LVIII:8). Asıl mühim değişme Çepnilerin imtiyazlı durumlarının sona erdirilmesi anlamına gelen müsellem-mülâzım-muaf gibi sıfatlarının kaldırılarak râiyyet yani vazifesi sadece devlete vergi vermek ve buyurduğu her işi yapmak olan halk listesine dâhil edilmesidir (Age:8-9). 1515 yılı Tahrir Defterinde Vilâyet-i Çepni’deki 26 dirlikten 19’u 5 bey ailesinin, geriye kalan 7 dirlik de Çepni sipahilerince tasarruf edilmektedir. Bu aileler (Age:9); Yar Ali Bey ve oğulları (Yusuf Celil, Ali Han, Himmet, Nasuh Çelebi), Mehmed Bey ve oğulları (Nur Ali Bey, Hasan Ali, Budak Bey), Emre Bey ve oğulları (Dede, Ramazan Ağa), Yusuf Bey ve oğulları (Süleyman, Şah Hüseyin), Hasan Bey ve oğullarıdır (Özlemiş Bey, Ahmed Çelebi, Saferşah, Uğurlu Bey).
Duraklama devriyle birlikte tımar sisiteminde başlayan sıkıntılar, dış savaşların getirdiği ek malî külfetler, taşradaki yöneticilerin yanlış tutum ve davranışları, tüm bunlarla alâkalı olarak sık sık çıkan ayaklanmalar ve bunların bastırılma yöntemleri Anadolu’yu adeta kasıp kavurmuş, bu durum XVII. yüzyılın ikinci yarısındaki arşiv belgelerine dahi yansımıştır. Dağılan ve boşalan tımarların tekrar canlandırmak amacıyla başka kimselere aktarılması, muhafızlık ve sefer görevini yerine getirmeyenlerin tımarlarının düşürülmesi, yanlışlıkla ellerinden alınan tımarların sahiplerine iadesi, gayrimüslim vatandaşların haksız olarak mallarının alınması ve geliri düşük tımarların yarım yarım satılmasıyla ilgili vesikalar örnek teşkil etmesi bakımından tarih, yer ve problem türleriyle birlikte şu şekilde sıralanmaktadır (BOA/OAR):
1664 – Sürmene, Torul, Kürtün (bozulan tımarların başkalarına devri)
1668 – Maçka, Rize, Torul, Kürtün (bozulan tımarların başkalarına devri)
1669 – Sürmene, Torul, Kürtün (bozulan tımarların başkalarına devri)
1672 – Kürtün (boşalan tımarın iadesi)
1678 – Kürtün, Torul, Sürmene (bozulan tımarların başkalarına devri)
1678 – Akçaâbâd, Of (suçsuz yere alınan tımarların iadesi)
1678 – Çepni / Giresun (sefere gelmeyenin tımarının devri)
1678 – Kürtün, Akçaâbâd (seferde ölenin tımarının devri)
1678 – Kürtün (suçsuz yere alınan tımarın iadesi)
1678 – Yomra (kendi isteğiyle tımar devri)
1693 – Çepni (gelir azlığından tımarın yarısının devri)
1695 – Kürtün / Tirebolu (gayrimüslimlerin haksız olarak mallarının alınması)
Sonraki yüzyılda Çepnilerle alâkalı belgeler Gerileme devrinde daha da artan bir biçimde yine boşalan tımarların başkalarına tevcihleri, hile ve haksızlıkla hatta öldü göstermek suretiyle ellerinden tımarları alınanların iadeleri, âyânlarca mani olunan alacak tahsilâtının yapılması, tımarlara müdahalelerin engellenmesi ve askerî / dinî görevlerden dolayı vergi vermek istemeyenler ile ilgili bulunmaktadır (BOA/OAR):
1703 – Kürtün (bozulan tımarın başkasına devri)
1705 – Çepni (öldü gösterilerek alınan tımarın iadesi)
1706 – Kürtün Uğur[30] Köyü (zeametin başkasına devri)
1721 – Kürtün Gelen Köyü (haksızlıkla alınan tımarın iadesi)
1721 – Çepni (kale korumayanın gedik tımarının devri)
1723 – Kürtün Çukurlu Köyü (kendi isteğiyle tımar devri)
1725 – Kürtün (bozulan tımarın başkasına devri)
1725 – Kürtün (hileyle alınan tımarın iadesi)
1725 – Torul (boş tımarın verilmesi)
1725 – Kürtün Kırcalı Köyü (kendi isteğiyle tımar devri)
1726 – Kürtün (boşalmış tımarın ve gediğin[31] başkasına devri)
1728 – Çepni (ölüm nedeniyle gedik tımarın devri)
1736 – Çepni (boşalmış tımarın başkasına devri)
1740 – Çepni (kendi isteğiyle bırakılan tımarın iadesi)
1762 – Kürtün (âyânlarca engellenen borcun tahsili)
1762 – Kürtün (halkın borcunun tahsili)
1782 – Kürtün (kendi isteğiyle tımar devri)
1786 – Çepni (ölüm nedeniyle zeametin devri)
1793 – Kürtün Karakaya Köyü (zeamete müdahelenin engellenmesi)
1793 – Çepni (vergi vermek istemeyenlerin takip edilmesi)
Bu durum XIX. yüzyılda da devam etmiş ve Tanzimat Fermanı sonrasında ise genel karışıklıklarla birlikte daha da hız kazanmıştır. Meselâ; 1840 yılında Trabzon Sancağının Kürtün Nahiyesinde Kızılelma Köyü ve yakın yerlerinde tımarı bulunan Murtaza adlı kimse, kendi tımarında hak iddia eden ve hisse isteyen Hüseyin adlı başka bir kimseyi şikâyet etmiş, Devlet de resmî defter kayıtlarına bakılarak sonucun Kürtün Kadısına bildirilmesini istemiştir (BOA, 133/6634:C..TZ..). 1861’de ise mültezim yani vergi toptancısı olan Mehmed Vasfî Bey’in âşâr vergisinden dolayı alacağı bulunan Kürtünlü Ali Bey ile Kelkitli Şerif Ağa’dan Devlet yardımıyla borcun tahsili istenmiştir (BOA, 523/94:A.}MKT.UM..).
Farklı bir gözlemi farklı bir kimlikten duymak istersek 1869’da Trabzon ve Gümüşhane havalisini gezmiş olan Teofil Deyrol’un (Theophiles Deyrolle) yöredeki köy hayatıyla ilgili tasvirlerine bakabiliriz:
“Balahor Yaylasından inen ve Tirebolu yakınında denize dökülen Harşit Suyu üzerindeki Karaçukur[32] kütükçüleri, Van Gölü kıyısında ve Doğu Anadolu’nun çok az bilinen dağlarında buldukları urlu ceviz ağacı kütüklerini 300 – 1.000 kiloluk parçalar halinde alıp getirebilirler. En yüksek yerinden denizin göründüğü Karaçukur Yaylalarının erkekleri son derece güçlü, kadınları ise çok güzeldi ve erkekten kaçmıyorlardı.” (Goloğlu, 2000:130-131).
1870 (H. 1286) yılı Trabzon Salnamesine göre o yıl Kürtün Nahiyesinin[33] toplam gelirleri 214.076 olarak verilmektedir ki bunun 83.218’i aşâr, 80.250’si mal vergi, 30.593’ü ağnam rüsûmu (koyun vergisi), 15.768’ü inae-i askeriye (askerî yardım), 4.247’si varidât-ı müteferrika (değişik gelirler) ve 30.788’i maaşât (maaşlar) ve mesârifât (masraflar) olarak sıralanmıştır. Torul Kazasının toplam varidâtı da 3,5 katına yakın bir oranda 730.910 beyan edilmektedir (San, 199?:15). 1879 (H. 1296) Salnâmesindeyse Kürtün’de üretilen elma ve armut miktarı 9.330 kıyye/okka, diğer meyveler de 4.880 kıyye olarak belirtilmektedir (Tozlu, 1998:95). Aynı yıl 7.180 keyl/kile buğday, 16.185 keyl arpa, 2.310 keyl çavdar, 19.715 keyl mısır üretilmiştir ki Gümüşhane Sancağında üretilen toplam 2.445 keyllik mısırın neredeyse tamamına yakını Kürtün’den elde edilmektedir. Yonca ve hayvan yemi olaraksa 200.520 keyl üretim yapılmaktadır. Toplamda da Kürtün’de 16.330 koyun ve keçi bulunmaktadır (Age:109-110).
1896’da önceki sıkıntılara ek olarak Gümüşhane ve Torul Kazalarıyla Kürtün, Konas (Kovans) ve Yağmurdere nahiyelerinin iane (yardım) hissesinden kalan meblâğı tahsil için istihdamına izin verilen tahsildarların maaş muamelesinin bildirildiği şekilde yapılarak işe başlamalarının sağlanması talep edilmiştir (BOA, 316/19:MF.MKT). Bu arada önce 1891 yılında Gümüşhane Merkez Kazasında, 1902 yılında da Torul Kazasında ‘Memurîn-i Müteferrika’ bahsinde Dûyun-ı Umumiye Memuru sıfatıyla yeni vazifelilere rastlamaktayız ki bu durum Avrupalı devletlerin Harşit Havzasına kadar alacaklarını tahsil için bizzat adam görevlendirdikleri anlaşılmaktadır (San, 199?:44,82).
1900 yılı Salnamesine göre Kürtün ve Dorul (Torul) Kazasında 30 merkep (eşek), 195 oter (katır), 80 beygir (at), 17.066 keçi, 22.996 koyun, 800 öküz, 3.000 inek; toplam 44.167 baş hayvan bulunduğu belirtilmektedir (San, 199?:77). 1904 yılı Salnamesine göre ise sarp ve yüksek dağlarla çevrili olarak tarif edilen Kürtün’de halkın tarım ve çobancılıkla geçindiği ifade edilmektedir. Aynı yıllıkta Torul (Ardasa) halkı tarif edilirken de tarım ve günlük sanatlarla geçindikleri, birçok kimselerin de Rusya taraflarına gittikleri belirtilmektedir (Age:108-109). 1904’te Kürtün Merkezde 1 Hükümet Konağı, 1 medrese, 1 cami, 2 kahvehane, 2 fırın, 3 han, 3 dükkân, 1 değirmen, köylerde ise 30 cami ve mescid, 2 medrese, 14 mekteb, 11 kilise, 2.451 ev, 12 han, 50 fırın, 92 değirmen bulunmaktadır (Age:109). Kürtün’e göre çok daha iyi durumda olan Torul’daysa farklı olarak 4 hotel ve muallim (öğretmen) gönderilmediğinden dolayı henüz açılmamışsa da mükemmel bir rüştiye (ortaokul) mevcut durumdadır. Bayındırlık anlamında Ardasa’nın hemen dibindeki Köprübaşı’ndan Kürtün Nahiye Merkezine bir yol yapılması düşünülmüş ise de 1904 yılı itibariyle inşaatına başlanamamıştır (Age:108). Hatta bu yolun tesviye masrafları için daha önce olduğu gibi iç fındık mahsûlünün her bir kıyyesinden (okka) vergi olarak bir miktar para alınmasına karar verilmiştir (BOA, 1848/28:ŞD.)
1916 yılında Tirebolu - Görele Kazaları arasında Harşit Deresi üzerine yaptırılmakta olan köprünün su içindeki sol ayağı da tamamlanarak döşemesinin koydurulacağı, yine Yağlıdere Nahiyesindeki köprüye de 1 hafta sonra başlanacağı bildirilmektdir (BOA, 139/62:DH.UMVM). I.Dünya Savaşı esnasında yapılan bu imar faaliyeti aslında Kafkas Cephesi’ni aşarak gelen Ruslar için de bir tedbir cihetinde düşünülmüştür. Cumhuriyet sonrasındaki (1925) Salnamede ise Gümüşhane Vilâyetinin ticarî durumu Trabzon-Erzurum büyük yolu üzerinde ve İran transit yolu istikametinde bulunması dolayısıyla oldukça iyi olarak tarif edilmiş; Kelkit’in tahılcılıkla, Gümüşhane’nin yağ ve Trabzon’a meyve, posteki, deri, yumurta satarak, Torul’un da posteki ve deriyi Tirebolu’ya satarak geçindikleri kaydedilmektedir (San, 199?:132).


[1] Muaflar: Her türlü vergiden muaf tutulmuş köylüler (Sümer, TDTD/LVII:11)
[2] Müsellem: Harp zamanlarında atı ve silahı ile sefere katılan buna karşılık her türlü vergiden muaf köylü menşeli atlı asker (Age:11)
[3] Hane: Kırlık kesimde yeter derecede toprağa sahip olan evli vergi mükellefi (Age:11)
[4] Bennekler: Yarım çiftlikten az toprağı olan evli vergi mükellefi (Age:11)
[5] Caba: Arazisi olmayan ve ticaretle meşgul bulunanların ödediği vergi (Pakalın, OTDTS/I:253)
[6] Mücerred: Toprağı bulunmayan, kazancı olmayan bekâr (Age:11)
[7] Müstahfız: tımarlı kale muhafızı (Doğan, 1996:815)
[8] Has: Osmanlı Devletinde saray mensuplarına veya yüksek derecelerdeki memurlara tahsis edilen ve geliri 100 bin akçeden fazla tutan arazi. (Doğan, 1996:465)
[9] Kale komutanı (Doğan, 1996:.291)
[10] Kale kâhyası (Age:641)
[11] Bölükbaşı (komutan)
[12] Kale eri, yiğidi.
[13] Kapıcı, kapı bekçisi (Doğan, 1996:135)
[14] Tamirci, hafif tamir yapan kimse (Age:758)
[15] Bekâr, hafif piyade askeri (Age:93)
[16] Tımarlı kale muhafızı (Age:815)
[17] Osmanlılarda derbentlerin (iki dağ arasındaki geçit, dar geçit ve boğaz) korunması ve gelip geçenlerin güvenliğinin sağlanması ile vazifeli kimse (Doğan, 1886:.268)
[18] Hıristiyanlardan alınan çift resmi (Doğan, 1996:554)
[19] 2 okka (1.283 gram) ile 8 okka arası (Doğan, 1996:120)
[20] Doğrusu “sebû” olsa gerek yani ‘testi ya da şarap kabı’ (Doğan,1996:962).
[21] Çepni Nahiyesi dâhil edilmemiştir.
[22] Saray / Divân-ı Hümâyûn çavuşu (Pakalın, OTDTS/I:424)
[23] Arhova, Arhavi (Artvin)
[24] Rize alaybeyi
[25] Padişah maiyetinde bulunan hususî vazifeli (Doğan, 1996:.820)
[26] Pazar İlçesi (Rize)
[27] Başkâtip
[28] Balık vergisi
[29] Balık pazarının ürün vergisi
[30] Vesikalarda öncesinde ve sonrasında Uğur diye bir köy olmadığından daha önce ismi geçen Oğuz Köyü olmalıdır.
[31] Gelir getiren kaynak, imtiyaz (Doğan, 1996.403)
[32] Bugün için Özkürtün Beldesini / Belediyesini oluşturan 4 köy tipi mahalleden biri.
[33]
XVIII. yüzyılın ikinci yarısının ilk çeyreğinde Kürtün Gümüşhane Sancağı kazalarından biridir.
2.4. Çepnilerde Ekonomik Hayat
 
2.4.1. Çepnilerde Ekonomik Yaşam
 
Harşit Havzasına XIV. yüzyılın sonlarında yerleşen Çepnilerin Osmanlı Devleti’nin Akkoyunluları yenerek (1473) bölgeye tamamen hâkim olmalarına kadar geçen 1 asırlık zaman zarfında özgürce yaşadıklarını biliyoruz. Bu özgürlük onların eski Türk yaşantısı olan konar - göçer yani yaylak - kışlak hayatını sürdürmelerinden de kaynaklanmkatadır. Bu yaşam biçiminde hayvancılık ağırlıklı olarak yer tutmakta olup tarımda sınırlı olarak yapılmaktadır. Osmanlı arşivlerine ilk girdikleri tarihten (1486) itibarense tarımsal faaliyetin Osmanlıların yerleşik hayata dayalı politikalarına uygun olarak peyderpey arttığına şahit olunacaktır. M. Hanefi Bostan’ın araştırmalarına göre
yöredeki Çepnileri kapsayan bir idarî birim olan Kürtün’de ise 732 hane, 169 mücerred (bekâr) ve 4 nefer Müslümana karşılık 62 hane ve 5 bîve Hristiyan yaşamaktadır (2002:247). Bu 732 Müslim haneden 77’si muafân[1] hane, 64’ü müsellem[2] hane, 48’i yamak (müsellem oğlu) hane, 3’ü müsellem veya yamak olarak kaydedilmeyen hane, 465’i normal hane[3], 73 hane bennâk[4], 2 hane caba[5] olarak dağılmaktadır. 169 mücerredden[6] 10 mücerred bennâk, 3 mücerred caba, 6 mücerred muafân, 9 mücerred müsellem, 11 mücerred yamak, 5 mücerred müsellem veya yamak olarak kaydedilmeyen, 4 nefer mustahfız[7], 125 de normal mücerred olarak görülmektedir (Age:249). Kürtün Kazasının Çepni Nahiyesinde de Müslüman nüfusun % 9.63’ünü muafânlar, % 9.03’ünü müsellemler, % 2.40’ını da emekli sipahiler oluşturmaktadır (Age:304). 
1486 yılında Sancak genelindeki 590 dirlikten bu bölgedeki 29 dirliğin biri Trabzon Sancakbeyine, 28 dirlikse Çepni beylerine, onların oğullarına, arkadaş ve yoldaşlarına ait olarak görünmektedir (Bostan, 2002:359). Sancağın Trabzon’dan sonra ticaret hacmi ve ekonomik kapasite yönünden en önemli kazası Zeâmet-i Kürtün’dür. Sadece Giresun (Çepni) şehrinin vergi gelirleri; fıçı resmi (vergisi) 2.200 akça, gümrük mukataası (vergi ihalesi) 3.000 akça, liman resmi 1.000 akça, âdet-i deryân (dalyan) 1.200 akça, bâc mukataası (yol vergi ihalesi) 1.000 akça, ceviz öşrü (vergisi) 100 akça, hububât öşrü 200 akça, meyve öşrü 200 akça, şıra (üzüm suyu) öşrü 100 akça olmak üzere toplam 10 bin akça olarak görülmektedir (Age:441). Kazanın kasabalarından olan Tirebolu’nun 1486’daki dalyan vergi geliri 100 akça, gümrük geliri 1.050 akça, liman geliri de 200 akça olmak üzere toplam 1.250 akçadır. Kürtün Zeâmeti içinde kaydedilen gemi resmi 100 akçadır (Age:442-443). Meslek olarak ise 1 nefer sarraç (meşinci) Kürtün Nahiyesinde, 4 nefer hayyattan(terzi) biri Çepni üçü de Kürtün Nahiyesinde, 1 nefer müderris Çepni Nahiyesinde, 30 nefer nöker Kürtün Nahiyesinde, 5 nefer küreci (madenci) Çepni Nahiyesinde iş görmektedir (Age:455).
Ziraî olaraksa Kürtün Zeâmeti dâhilinde oturanların bennâk resmi (ekin vergisi) 1486 yılı itibariyle 7,14 akça ile 13 akça arasında bulunmaktadır. Mücerred bennâklar ise 10, 13, 15, 20, 25 akça vergi ödemektedirler (Bostan, 2002:470-471). Tahrir Defterinde bennâk, müsellem, muaf ve mülâzımât (görevliler) olarak kaydedilmeyen halksa 8 akçadan 120 akçaya kadar değişik miktarlarda vergi ödemiş gözükmekte, vergi ‘resm-i maktu’ (götürü vergi) veya kesim olarak deftere kaydedilmektedir (Age:472). Çepni Nahiyesine tabi Hasan Kâfir, Depecik, Çenliz köylerindeki halkın sipahilerine yılda 3 gün hizmetle mükellef oldukları veya bunun yerine belli bir meblağ ödeyerek bu hizmeti yerine getirdikleri de anlaşılmaktadır (Age:474). Yine Çepni Nahiyesinin Giresun şehrinde gayr-i müslim bulunmakla beraber bunların Fatih Sultan Mehmed’in hükmüyle haraçtan, ispençeden (çift resmi), ulaklık hizmetinden, öşür ve sair rüsumdan (vergilerden) muaf tutuldukları ve bu muafiyetlerinin de Giresun Kalesindeki hizmetlerinden dolayı gerçekleştiği defterde belirtilmektedir (Age:475).
1486 yılında Sancak dâhilinde zemin öşrüne (arazi vergisi) yalnız Kürtün Zeâmetine bağlı Çepni ile Kürtün nahiyelerinde ve Trabzon kazasında tesadüf edilmektedir. Yekûn olarak 8.170 akçalık zemin öşrünün % 58.15’i Kürtün Kazasında, % 41.85’i Trabzon Kazasında toplanmaktadır. Aynı yıl Kürtün Nahiyesinden tahsil edilen ispençe vergisi miktarı 1.580 akça, bennâk vergisi ise 8.980 akçadır. Ve Sancak genelinde bennâk resmine sadece Kürtün Kazasında rastlanmaktadır (Bostan, 2002:475-476). Trabzon Sancağındaki 2.650 akçalık yaylak resminin de 650 akçası Zeâmet-i Kürtün’de toplanmaktadır (% 24,5). Bundan başka; Sancaktaki 69.030 akçalık resm-i niyâbetin (naiplik vergisi) % 14.70’i yani 10.130 akçası, 730.395 akçalık toplam raiyyet rüsumunun (şahıs vergisi) % 3.60’ı yani 26.195 akçası, 29.850 akçalık toplam resm-i cerâyimin (arızî vergi) ancak 60 akçası ve 11.395 akçalık resm-i arûsiyyenin (evlilik vergisi) de ancak 40 akçası Kürtün Kazasından tahsil edilmektedir (Age:476-477).
Hububat ve bakliyat üretiminden alınan aynî (pay) öşür oranlarına bakıldığında 1486 yılı Trabzon Sancağı 29.850 somarlık (kile) ‘dıhn-ı erzen’ (darı) tahsilâtının 835 kilesi (% 2.80), Kürtün Kazasında toplanmaktadır. Diğer mahsulâttan ‘hınta - gendüm’ (buğday), ‘kapluca’ (kapçıklı buğday), ‘lâzut’ (mısır) ve ‘şa’îr’ (arpa) ürünleri ise Kürtün Zeâmeti kayıtlarında görülmemektedir (Bostan, 2002:493). Yine 1486’da Kürtün Kazası hariç bütün kazalarda üzümden şıra yapıldığı gözlenmektedir (Age:501). Diğer meyvelerde de çok düşük oranlar göze çarpmaktadır: Ceviz; 25 kile (TSG – 5.805 kile), muhtelif meyveler; 50 kile (TSG – 3.695 kile) ve elma, incir, üvez, armut, kiraz, fındık, kestane, zeytinde ise sıfır noktasındadır (Age:502-503). Trabzon Sancağındaki toplam 52.550 akçalık keten - kendir öşrünün en azı Kürtün Zeâmetinden (50 akça) tahsil edilmektedir. Bu da 12,5 batmanlık (5-10 kiloluk) aynî kendir öşrüne karşılık gelir ki Sancağın genelinde 13.140 batmanlık bir yekûn bulunmaktadır (Age:510,512).
1486 yılı Sancak dalyan gelirlerinin tamamına yakını (% 91.65) Kürtün Kazasından elde edilmektedir. 1.200 akçalık gelirin yalnızca 100 akçası Trabzon Kazasından olup Zeâmet-i Kürtün’ün Çepni (Giresun) Nahiyesinden 1.000 akça ve Kürtün Nahiyesinden de 100 akça alınmaktadır (Bostan, 2002:508). Keza doğan ve şahin yuvası sayısında da Kürtün Kazası açık ara birincidir. Trabzon Sancağındaki 94 kıt’a (tane) bâz-çakır asiyâbından (doğan yuvası) 62 tanesi Kürtün Kazasında, toplam 3.800 kıt’a şahin yuvasından 2.300 tanesi Kürtün Kazasında bulunmaktadır. Bu yuvalardan sağlanan vergi tahsilâtları ise doğan bazında % 74.60 (4.700 akça), şahin bazında % 60.05 (2.300 akça) oranındadır (Age:524-525).
1486’da Trabzon Sancağındaki mirlivâ (sancakbeyi) haslarının[8] il genelindeki 734.860 akçalık yekûnunun 164.365 akçalık kısmı ‘Kır Kesimi’ adı altında Giresun Kal’ası, Kürtün Zeâmeti, 17 tam köy ve 10 hisseli köy tahsisinden sağlamaktadır (Bostan, 2002:529). Sancakta 5 zeâmet bulunmakta olup bunlardan birisi ‘mirmirân- alây’a (beylerbeyi), ikisi ise eski Çepni beylerine verilmiştir (Age:531). Bunların isimleri ve gelir türleri örnek olarak şu şekildedir:
Mustafa Bey v. Eşter (kadîmî Çepni beylerindendir) – Çepni Nâhiyesine tâbi 2 tam köy, Kürtün Nahiyesine tâbi 7 tam köy, yuva-yı bâz, resm-i yaylak, resm-i niyâbet ve arûsiyenin yarısı, şıra baçı (2.630 akça)
Hasan Bey v. Özlemiş Bey – Çepni Nâhiyesine tâbi 3 tam köy, yuva-yı şahin ve
bâz, resm-i yaylak, resm-i niyâbet ve arûsiyenin yarısı, rençber gemileriyle gelen şıradan alınan baç (Bostan, 2002:532)
 
Faruk Sümer’in Çepnilerle alâkalı inceleme ve araştırmalardaki görüşlerine gelince; yerleşik yaşayışla ilgili olarak Çepnilerin darı ektikleri görülmektedir. Ortaasya’daki Türkler de yerleşik hayat geçtiklerinde ilk defa darı ekmişlerdir. Tarla kelimesi de ‘tarıglag’dan gelmektedir. Buğday ve arpa henüz ekilmemekte olup 30 yıl sonrasında onlar da ekilecektir (TDTD/LVII:10). Bütün köylerde bal istihsal edilmekte, bağcılık yapılmakta ve meyve yetiştirilmektedir. Birçok köyde ceviz de elde edilmektedir. Davarlarının çok az olduğu anlaşılmaktadır. Resm-i ganem (koyun vergisi) ile ilgili o tarihte bir kayıt yok fakat 30 yıl sonra köylerin birçoğunun koyun vergisi de ödedikleri görülecektir (Age:10). Köylerin çoğunda doğan, şahin, atmaca gibi avcı kuşlara ait yuvalar vardır. Bu yuvalarda gelir kaynakları olduğu için yakından meşgul olunmaktadır. Anlaşıldığına göre bu yuvalarda doğan yavrular palazlanınca satılmaktadır. Devlet her yuvadan 50 akçe vergi almakta, bazen de sahipleri tarafından yuvaların gelirleri câmi ve zaviyelere vakfedilmektedir. Çepnilerin yurdunda tımar rejimi uygulanmaktadır. Çepni İlinde (Vilâyet-i Çepni) 30 dirlik görülmekte olup bunlardan 3’ü zeâmet, 27’si tımardır. Vergiler de yöredekilerin iktisadî faaliyetlerine uygun olarak öşür, resim, kesim ve avârız türlerinde alınmaktadır (Age:10-11).
1515 yılı Kürtün Kazasının nüfusu 13.190 olup bu nüfusun vergi dağılımı ise şöyledir: 33 hane, 1.155 bennâk, 422 caba, 72 mücerred, 155 zemin, 39 mustahfız nefer, 8 nev (yeni) Müslim hane, 5 müsellem hane, 275 müsellem bennâk, 47 müsellem caba, 46 müsellem mücerred, 35 müsellem zemin; Müslümanlar. 430 hane, 19 bîve, 18 mücerred, 2 zemin; Hıristiyanlar (Bostan, 2002:249-250). 1583 itibariyle vergi nüfusu da Müslümanlar olarak; 205 hane, 1.012 bennâk, 1.703 caba, 927 mücerred, 9 zemin, 567 zemin bennâk, 29 mustahfız nefer, 51 müsellem hane, 219 bennâk hane, 363 müsellem caba, 197 müsellem mücerred, 117 zemin bennâka, Hıristiyanlar olaraksa; 956 hane, 2 mücerrede yükselmektedir (Age:249).
1515 yılında Trabzon Sancağında 17 adet zeâmet ve 495 adet tımarla birlikte toplam 512 adet dirlik bulunmaktadır (Bostan, 2002:267). Bunlar arasında Trabzon Sipahileri 203 kişiyle ilk, Kürtün Sipahileri (Sipahiyân-ı Kürtün) 39 kişiyle 4. sıradadırlar. Yine bu dirlikler arasında; 4 adet Sipahiyân-ı Çepni ve 3 adet Sipahiyân-ı Bayramlu da göze çarpmaktadır. Bu arada 1483’e göre dirliklerden istifade eden kişi sayısı 100 kişilik bir artışla 1515 yılı için 512 dirlikte toplam 687 kişiye ulaşmaktadır (Age:268-269). Bu 687 kişi arasında 6’sı Çepni beylerinden, 19’u Çepni beyi oğlanlarından, 2’si Çepni, 1’i Türkmen olarak ünvanlandırılmaktadır (Age:272). Gelir miktarı belirtilmeyen 26 kişinin de 20’si Kürtün sipahisi ve sipahi oğlu olup ‘Eskiden berü tasarruf idegeldüklerü yerleriyle yurdlarına, bağlarına ve bahçelerine mutasarrıf olub bunlardan öşür ve rüsum taleb olunmayub sefer vâki oldukça 5 neferi at ve silahlaru ile eşen’ diye tarif edilmektedir (Age:275).
1515 yılında Trabzon Sancağındaki 13 kaleden 3’ü Çepni Vilâyeti dâhilinde olup bu kalelerdeki görevli sayısı ve ünvanları şöyle sıralanmaktadır: Görele Kalesi; 2 dizdâr[9], 2 kethüdâ[10], 1 ser-bölük[11], 6 merd-i kal’a[12]. Tirebolu Kalesi; 1 dizdâr, 2 kethüdâ, bevvâb,[13] 3 kale imamı, 3 meremmetçi[14], merd-i kal’a. Bedirme Kalesi; 1 dizdâr, 1 kethüdâ, 1 bevvâb, 1 hatib, 1 müezzin, 2 cüzhân, 6 meremmetçi, 1 merd-i kal’a. 1520 yılında ise Sancak dâhilinde bulunan 12 kalede azeb[15] ve müstahfız[16] olarak toplam 510 nefer görev yapmakta olup bunların % 3.52’si (13) Bedirme Kalesinde, % 1.76’sı (9) Görele Kalesinde, % 0.78’i (4) de Tirebolu Kalesinde görev yapmaktadır (Bostan, 2002:278). 1583’te ise Sancaktaki kale sayısı 8’e, nefer sayısı da 36’sı azeb, 205’i mustahfız olarak 241’e düşmüş gözükmektedir. Bu müstahfızların 14’ü ( % 5.80) Bedirme Kalesinde, 10’u (% 4.14) Görele Kalesinde, 5’i de (% 2.07) Tirebolu Kalesinde vazife görmektedir (Age:283). Aynı yıl itibariyle Bedreme Kalesinde görev yapanların gündelikleri de şu şekilde ücretlendirilmiştir: Dizdâr 10 akça, kethüdâ 7 akça, imam 5 akça, bevvâb 6 akça, kale merdleri 4.38 akça (Age:454).
1583 yılında 103 derbendci[17], 2 nâzır-ı derbendciyân (bekçilerin âmiri), 5 köprücü; toplam 110 kişi gibi yüksek sayıdaki insan geçit, boğaz ve köprülerin korunmasına vazifelendirilmişlerdir. Sayıları 1583’de 393’ü derbendci, 13’ü köprücü olmak üzere toplamda 406’ya erişmektedir (Bostan, 2002:309). Yine aynı yıl Kürtün’ün Avcılu Köyünden 22 nefer Müslüman, ‘Haşrid Nehri’ yılda 3 ay taştığından atlı ve yayaların geçmesi için ‘sucu’ olarak kaydedilmişlerdir. Kezâ Hıristiyan nüfus içinde de 560 nefer ulak görev yapmaktadır ki Hıristiyan nüfusun % 58,5’unu teşkil etmektedir. Bu kimseler “sandalla ulaklık edüp nehr-i azîmde at beremesin” yaptıklarından dolayı vergilerden muaf tutulmaktadır (Age:307).
XVI. yüzyılın başlarında veya tamamı muaf ve müsellem yani Türk köylülerinden oluşan, savaş zamanında atı ve silahı ile sefere katılan, buna karşılık her türlü vergiden muaf olarak toprağını ekip - biçen köylü atlı asker olan Trabzon Çepnilerinin daha sonra - Anadolu’nun pek çok yöresinde olduğu gibi - mütesellimliklerine son verilip raiyyet yani vergi veren köylü durumuna düşürüldükleri görülmektedir (Çelik, TA/VI:322). Oysaki cemâat-i müsellemân (müsellemler topluluğu) olarak Tahrir defterlerine kaydedilen bu zümre 1515’te 408 kişi (% 18.10), 1520’de 331 kişi (% 15.35), 1554’te 401 kişi (% 12.50), 1583’te de 947 kişiden (% 17.65) oluşmaktadır (Bostan, 2002:308). Kazada çalışan nüfus içerisinde bu kadar yüksek oranda yer tutan müsellemler Sancak genelinde de % 3 gibi ciddi bir oran teşkil etmektedir. 1583’te Trabzon Sancağında müsellemlik sadece Kürtün (Yağludere) ve Çepni (Giresun) kazalarında bulunmakta, diğer kazalarda bu teşkilata rastlanmaması müsellemliğin yavaş yavaş ortadan kalktığına işaret sayılmaktadır. Zaten 1486’da her türlü vergiden muaf olan müsellemlerin 1515, 1520, 1554 ve 1583’te tamamen râiyyet (vergi veren köylü) haline getirilmesi ve derbendlik, köprücülük, imam-hatiplik vb. gibi görevlere kaydırılması da teşkilatın XVI. yüzyılı aşamayacağının belirtilerindendir (Age:315).
1515 ve 1554’te Kürtün Zeâmetinin sandal resmi ve fıçı resminin (beher fıçı 5 akça) toplamı 900 akça, 1583’te ise 1.200 akça olarak belirlenmektedir. Aynı yıl Kürtün Kazasının dalyan, gümrük, niyâbet, sandal, menükse, fıçı resmi ile bazı vergilerin toplamı 17 bin akça olarak gözükmektedir. Yine 1583’te Kürtün’e bağlı bir yaylakta 200 akçalık bâc-ı Pazar (sergi yeri) vergisine rastlanmaktadır (Bostan, 2002:443). 1554 yılı Defterinde Kürtün dâhil Trabzon Sancağının bütün kazalarında resm-i hamr veya bâc-ı hamr adı altında şarap vergisi kalemine tesadüf edilmektedir (Age:451). Kürtün Kazasının kasabalarından Tirebolu’nun 1515 yılında gümrük resmi 1.500 akça, dalyan resmi 750 akça, liman resmi 360 akça, yeni gemi yapımından alınan resim 800 akça ve ihtisab resmi (zabıta vergisi) de 160 akça olarak hesaplanmaktadır. 1583 kayıtlarına göre ise Hüdâvendigâr Câmiine ait vakıf hamamlarından biri Tirebolu’da bulunmaktadır (Age:442-443).
1583 tarihinde Kürtün Kadısına gönderilen bir hükümde mezkûr kaza ahalisi kendi mahsûllerini civar iskelelere satmaya götürdüklerinde bâc-ı pazarı edâ ettikleri halde sancak subaşıları kendilerinden gümrük aldığından şikâyetçi oldukları, kanunlara aykırı olan bu durumun düzeltilmesi, alınan paranın iade edilmesi ve halka zulmedilmemesi emredilmektedir (Bostan, 2002:451). Değişik işkollarında çalışan sayısı 1515’te 62 olup bunlardan 3 nefer demirci, 5 nefer doğramacı, 4 nefer terzi ve 1 nefer hallaç Vilâyet-i Çepni’de (Kürtün) bulunmaktadır. 1554’te ise 4 demirci, 2 hidâdet-i kılıç (kılıç demircisi) ve 1 adet terzi Kürtün Kazasında ikamet etmektedir (Age:456).  
Alınan vergi miktarlarına bakılırsa; 1515 yılında Çepni ve Kürtün nahiyelerinde zemin sahibi Müslümanlar 6.66 akça ile 260 akça arasında zemin öşrü ödemektedirler. 1554 yılında bu vergi 4.16 akça ile 300 akça arasındadır. Yine 1515’te Çepni ve Kürtün nahiyelerinde Müslüman reâyanın ödediği bennâk resmi 13 akça ile 18 akça arasında olup 1554’te 12 akça ile 18 akça arasındadır. Aynı yıl yöredeki hane caba vergisi ise 8 ilâ 13 akça arasında değişmektedir (Bostan, 2002:471-472). 1515 yılında Sancaktaki 65.945 akçalık bennâk gelirinin 50.850 akçası Kürtün (% 40,4) ve Çepni (%36, 8) nahiyelerinden sağlanmaktadır. Caba vergi gelirleri toplamı 12.500 akça olup bunun da 12.450 akçası yine Kürtün (%59,4) ve Çepni (% 40,2) nahiyelerinden karşılanmaktadır. Aynı yıl Kürtün Nahiyesinden 382 akçalık da bostan vergisi alınmaktadır (Age:478).
1515 yılında niyâbet resminin en az alındığı yer Kürtün Nahiyesi (% 0.13) olarak görünmektedir. Yaylak resminin ise toplam 5.425 akçalık tahsilâtının 1.925 akçası Kürtün (% 26,7) ve Çepni (% 8,8) nahiyelerinden toplanmaktadır. 1515’te râiyyet rüsûmu Kürtün’de 64.675 akça, Çepni’deyse 50.740 akça olarak kaydedilmiştir. Sancak genelindeki 8.805 akçalık zeminhâ öşrünün 8.350 akçası yani % 83.45’i Kürtün ve Çepni nahiyelerinden elde edilmektedir (Bostan, 2002:479-480). 1554 yılında da en az ispençe[18] ve en az niyâbet vergisi yine Kürtün Kazasından alınmaktadır. Aynı yıl; bennâk resminin % 15.25’i (14.990 akça), caba resminin % 28’i (5.710 akça), zemin öşrünün de % 18.30’u (1.715 akça) Kürtün Kazasından toplanmaktadır. Yine cerâyim resminin % 4.35’i (3.580 akça), arûsiyye resminin %10.60’ı (5.615 akça) ve râiyyet rüsûmunun da % 5.05’i (48.550 akça) Kürtün Kazasından tedarik edilmektedir (Age:482-483).
Bâd-ı hevâ vergisine gelince; bedava anlamına gelen ve Sancaktaki zuhurâta (oluşan duruma) bağlı olarak havaya göre alınan bir vergi olmakla beraber toplamda 6.760 akçalık gelirin % 67.10 ile en çoğu (4.535 akça) Kürtün Kazasından tahsil edilmektedir (Bostan, 2002:483). 1583’te her Müslüman bekârdan alınan 6 akçalık mücerred vergisi Çepni ve Kürtün kazalarındaki bekârlardan alınmadığı müşahede edilmektedir. Yine Sancak genelinde 9 akça olarak alınan niyâbet vergisi de Kürtün (Yağlıdere) Kazasından 5 akça olarak alınmaktadır. Aynı yıl toplam 105.420 akça olan bennâk resminin 27.185 akçası (% 28.65), toplam 535.265 akça olan ispençe resminin 10.825 akçası (% 2,0) ve toplamda 23.700 akça olan yaylak resminin 4.000 akçası (16.85) Kürtün Kazasından elde edilmektedir (Age:484–486). Sancak genelindeki caba resminin neredeyse tamamına yakını daha önce olduğu iki kazadan toplanmaktadır. 35.875 akçalık toplam miktarın % 48.05’i (17.195 akça) Kürtün, % 51.95’i de (18.590 akça) Çepni Kazasından tahsil edilmektedir. Genel toplamda da Sancaktaki 949.920 akçalık vergi yekûnunun % 8,4’ü olan 79.925 akçalık tahsilât Kürtün Kazasından yapılmaktadır (Age:485-486).
Hububât ve bakliyât kısmında ise ‘hınta - gendüm’ diye tâbir edilen buğdaydan alınan aynî öşür Kürtün Kazasında 1515’te 745 kile (somar), 1554’te ise 475 kile olarak görülmektedir. Yine ‘dıhn-erzen’ diye tâbir edilen darıdan alınan aynî öşür miktarı ise 1515’te 4.035 kile, 1554’te de 6.560 kiledir. Ve “şa’îr” olarak adlandırılan arpa 1515 itibariyle Kürtün’den 735 kile, 1554 itibariyle de 485 kile olarak gözükmektedir. Yeni yeni görülmeye başlanan bakla 1515’te 2 kile, 1554’te 1,5 kile ve piyaz (kuru soğan) da 1515’te 2 kile olarak öşüre tâbi tutulmaktadır (Bostan, 2002:493-494). 1515 yılında Kürtün Kazasında meyvelerden alınan aynî öşür miktarları; zeytinyağı 8 batman[19], bâgat (üzüm) şırası 155 sabur[20], ceviz 340 kile, muhtelif meyveler de 925 kile olarak kaydedilmektedir.1554 yılındaysa; zeytinyağı 8 batman, üzüm şırası 230 sabur, ceviz 165 kile ve muhtelif meyveler 1.615 kile olarak rakamlanmaktadır (Age:502-503). 1515 itibariyle Kürtün Kazasından toplanan keten/kendir öşrü 4.985 akça, 1554 itibariyle de 3.135 akça olup 8 kaza arasında en düşük miktardır (Age:510). Açıklama olarak da 1515’te üretilen 6.050 batmanlık yekûnun % 10’u olan 605 batmanı öşür, 1554’te üretilen 6.270 batmanlık yekûnun 625 batmanı öşür olarak yazılmıştır. Üretilen kendirin kilogram olarak karşılığı da 1515 yılında 229.265, 1554 yılında ise 144.165 kg. şeklinde kayda girmiştir (Age:512).
1486 tahririnde hiç değirmeni gözükmeyen Kürtün Nahiyesinde 1515 itibariyle 6’sı reâya, 49’u şahıs olmak üzere 55 âsiyâb (değirmen) ve 60 bâb (giriş) ile bunlara ait 1.210 akçalık hâsıl göze çarpmaktadır. 1520’de âsiyâb sayısı 48, bâb sayısı 48 ve her biri 36 akçadan toplam 1.720 akça vergi hâsıl edilmektedir. 1554’te ise 22’si şahıs 84 değirmen, 86 kapı ve 1.290 akçalık hâsılat temayüz etmektedir (Bostan, 2002:514). Yine 1483’te Kürtün Zeâmetinde hiç gözükmeyen koyun vergisi 1515 yılında Çepni ve Kürtün nahiyelerinde toplam % 73,6 ile açık ara ilk sıradadır. Bu da toplanan 6.355 akçalık gelirin 5.675 akçasına denk gelmektedir. Aynı vergi (resm-i ganem) 1554 yılında sadece Kürtün için 3.250 akçalık (% 25.80) bir gelir teşkil etmektedir. Kürtün’de dalyan geliri ise 1515’te 950 akça, 154’te ise 200 akça olarak kayıtlıdır (Age:518). Asel (bal) vergisi olarak Kürtün’de 1515’te 4.465 akça, 1554’te de 1.605 akça toplanmaktadır. Kovan resmi olaraksa yalnız 1554 yılına ait 2.465 akçalık bir kayıt gözükmektedir(Age:519). 1554 yılı çayır (giyâh) vergisi olarak da Kürtün Kazasından 4 kıt’ada (bölümde) 217 akçalık gelir elde edilmiştir (Age:521).
Avcı kuşları bazında 1486’da ilk sırada olan Kürtün, doğan (bâz-çakır) yuvasında 1515’te 47 ile, vergi hâsılında da 2.350 akça (% 41,0) ile birinciliğini sürdürmektedir. 1520’de 39 yuva ve 1.950 akçalık (% 30.95) geliriyle, 1554’te 83 yuva ve 2.460 akçalık (% 36.90) geliriyle, 1583’te de 60 yuva ve 3.600 akçalık (% 37.40) geliriyle hep birinci sıradadır. 1486’daki 15 şahin yuvası adedi ise 1515’te 4’e (800 akça gelir), 1554’te 2’ye (200 akça gelir) düşmüş, 1583’te 14 yuva ve 2.100 akça gelirle (% 41.15) ilk sıraya yükselmiştir (Bostan, 2002:524-525). Atmacada ise yalnız 1515 ve 1554 yıllarında kayıt tutulmuştur. Her iki tarihte de sadece Kürtün ve Çepni bölgeleri rakamları söz konusudur. 1515’te Çepni Nahiyesi 22 yuva, 250 akça vergi (% 58.15) ile birinci, Kürtün Nahiyesi de 18 yuva ve 180 akça vergi (% 41.15) ile ikinci durumdadır. 1554’te ise 20 yuva ve 330 akça (% 64.70) tahsilâtla Kürtün Kazası birinci, 16 yuva ve 180 akça (% 35.30) tahsilâtla Çepni Kazası ikinci bulunmaktadır (Age:525). Doğu Karadeniz bölgesinin otantik özelliklerinden biri olan avcı kuş geleneğinin Çepniler tarafından başlatıldığını not düşmek gerekmektedir.
1515 yılı kayıtlarına göre Sancaktaki zeâmet sahibi 85 kişinin Kürtün’le ilgili olanları ve gelir türleri aşağıda sıralanmıştır:[21]
Süleyman Bey – Batum defter kethüdâsı (Torul, Kürtün, Of ve Çepni kazalarına
tâbi bazı köylerin ve mezraaların hâsılaları) 30.000 akça
Bâli Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu[22] (15 tam köy, 3 hisseli köy, Kürtün’e tâbi
Görele Kasabası kadîm Hıristiyanlarının vergileri, aynı kasabanın arûsiyye, bâd-ı hevâ, dalyan resimleri, meyve, şıra, erzen ve kendir öşürleri, gümrük, bostan, niyâbet ve fıçı resimleri) 55.640 akça
Abdülkerim Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu (Yomra, Akçaâbâd ve Kürtün’e tâbi 5
tam köy, 2 hisseli köy) 20.215 akça
İbrahim Efendi – (Görevi belirtilmemiş) Kürtün, Sürmene, Torul, Maçka ve
Lâz’a[23] tâbi 16 tam köy, 10 hisseli köy ve 1 mezraa; gelir yekûnu 70.000 akça
Ramazan – Rize mîr-alayı[24] (Maçka, Akçaâbâd, Of. Torul, Kürtün, Çepni ve
Sürmene’ye tâbi 7 tam köy, 7 hisseli köy, 2 mezraa) 20.860 akça
Ebubekir – (Görevi belirtilmemiş) Sürmene, Kürtün, Akçaâbâd ve Maçka’ya
tâbi 6 tam köy, 2 hisseli köy; yekûnu 21.000 akça
Mehmed Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu (Yomra, Kürtün ve Sürmene’ye tâbi 3
hisseli köy) 3.000 akça
Mustafa – Müteferrika[25] (Of, Sürmene, Atina[26], Lâz/Arhavi, Maçka ve
Kürtün’e tâbi 7 tam köy, 2 hisseli köy, 1 mezraa) 27.220 akça
Hasan Bey – Reis-ü’l küttâb[27] (Rize, Kürtün, Çepni, Of ve Lâz kazalarına tâbi 25
tam köy, 7 hisseli köy, Of Kazasına ait öşr-i mâhi[28], Çepni Kazasına ait mahsûl-ı bâc-ı bazar-ı balık[29]) 35.390 akça
İslâm – (Görevi belirtilmemiş) Çepni, Torul ve Kürtün’e tâbi 5 tam köy, 1
yaylak; gelir yekûnu 20.000 akça
Abdurrahman – (Görevi belirtilmemiş) Akçaâbâd, Sürmene ve Kürtün’e tâbi 7
tam köy, 2 hisseli köy, 2 mezraa; yekûnu 20.000 akça
Mehmed v. Bekir Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu (Kürtün, Çepni ve Lâz kazalarına
tâbi 2 tam köy, 18 hisseli köy, Çepni Kazasında bazarda satılan balıktan alınan bâc) 21.300 akça
Mustafa v. Mehmed – Rumeli beylerbeyisi Mehmed Paşa’nın oğlu (Torul,
Maçka, Of, Çepni ve Kürtün kazalarına tâbi 4 tam köy, 4 hisseli köy, 1 mezraa) 20.650 akça
Ahmed – (Görevi belirtilmemiş) Akçaâbâd, Kürtün, Sürmene ve Çepni’ye tâbi 1
tam köy, 6 hisseli köy, 2 mezraa; gelir yekûnu 17.280 akça
İbrahim – (Görevi belirtilmemiş) Yomra, Rize, Kürtün, Sürmene, Of, Akçaâbâd
ve Çepni’ye tâbi 9 hisseli köy; yekûnu 12.465 akça
Nasuh Çavuş – Dergâh-ı âlî çavuşu (Çepni, Kürtün, Of, Maçka ve Akçaâbâd’a
tâbi 3 tam köy, 9 hisseli köy, 1 mezraa) 20.945 akça
Yunus – (Görevi belirtilmemiş) Of, Torul, Sürmene, Rize, Yomra ve Kürtün’e
tâbi 3 tam köy, 11 hisseli köy, 1 mezraa; gelir yekûnu 31.140 akça
Ali b. Abdülgani (Görevi belirtilmemiş) Kürtün, Akçaâbâd, Of ve Sürmene’ye
tâbi 2 tam köy, 2 hisseli köy; yekûnu 12.100 akça
Mustafa – (Görevi belirtilmemiş) Sürmene, Akçaâbâd ve Kürtün’e tâbi 3 tam köy, 4 hisseli köy; yekûnu 20.000 akça
Mehmed – (Görevi belirtilmemiş) Yomra, Sürmene ve Kürtün’e tâbi 3 hisseli köy; yekûnu 3.000 akça (Bostan, 2002:534–536)
 
XVI. yüzyılla ilgili özet yapma bağlamında şunlar söylenebilir: Çepniler, yurtları arızalı yani inişli çıkışlı olduğu için ekilmek üzere geniş alanlara sahip değillerdi fakat bununla beraber - XVI. yüzyılın ilk yarısında Türkiye genelinde olduğu gibi - çeşitli ürünler ürettikleri için iktisadî durumlarının memnuniyet verici olduğu görülmektedir (Sümer, TDTD/LVIII:8). Asıl mühim değişme Çepnilerin imtiyazlı durumlarının sona erdirilmesi anlamına gelen müsellem-mülâzım-muaf gibi sıfatlarının kaldırılarak râiyyet yani vazifesi sadece devlete vergi vermek ve buyurduğu her işi yapmak olan halk listesine dâhil edilmesidir (Age:8-9). 1515 yılı Tahrir Defterinde Vilâyet-i Çepni’deki 26 dirlikten 19’u 5 bey ailesinin, geriye kalan 7 dirlik de Çepni sipahilerince tasarruf edilmektedir. Bu aileler (Age:9); Yar Ali Bey ve oğulları (Yusuf Celil, Ali Han, Himmet, Nasuh Çelebi), Mehmed Bey ve oğulları (Nur Ali Bey, Hasan Ali, Budak Bey), Emre Bey ve oğulları (Dede, Ramazan Ağa), Yusuf Bey ve oğulları (Süleyman, Şah Hüseyin), Hasan Bey ve oğullarıdır (Özlemiş Bey, Ahmed Çelebi, Saferşah, Uğurlu Bey).
Duraklama devriyle birlikte tımar sisiteminde başlayan sıkıntılar, dış savaşların getirdiği ek malî külfetler, taşradaki yöneticilerin yanlış tutum ve davranışları, tüm bunlarla alâkalı olarak sık sık çıkan ayaklanmalar ve bunların bastırılma yöntemleri Anadolu’yu adeta kasıp kavurmuş, bu durum XVII. yüzyılın ikinci yarısındaki arşiv belgelerine dahi yansımıştır. Dağılan ve boşalan tımarların tekrar canlandırmak amacıyla başka kimselere aktarılması, muhafızlık ve sefer görevini yerine getirmeyenlerin tımarlarının düşürülmesi, yanlışlıkla ellerinden alınan tımarların sahiplerine iadesi, gayrimüslim vatandaşların haksız olarak mallarının alınması ve geliri düşük tımarların yarım yarım satılmasıyla ilgili vesikalar örnek teşkil etmesi bakımından tarih, yer ve problem türleriyle birlikte şu şekilde sıralanmaktadır (BOA/OAR):
1664 – Sürmene, Torul, Kürtün (bozulan tımarların başkalarına devri)
1668 – Maçka, Rize, Torul, Kürtün (bozulan tımarların başkalarına devri)
1669 – Sürmene, Torul, Kürtün (bozulan tımarların başkalarına devri)
1672 – Kürtün (boşalan tımarın iadesi)
1678 – Kürtün, Torul, Sürmene (bozulan tımarların başkalarına devri)
1678 – Akçaâbâd, Of (suçsuz yere alınan tımarların iadesi)
1678 – Çepni / Giresun (sefere gelmeyenin tımarının devri)
1678 – Kürtün, Akçaâbâd (seferde ölenin tımarının devri)
1678 – Kürtün (suçsuz yere alınan tımarın iadesi)
1678 – Yomra (kendi isteğiyle tımar devri)
1693 – Çepni (gelir azlığından tımarın yarısının devri)
1695 – Kürtün / Tirebolu (gayrimüslimlerin haksız olarak mallarının alınması)
Sonraki yüzyılda Çepnilerle alâkalı belgeler Gerileme devrinde daha da artan bir biçimde yine boşalan tımarların başkalarına tevcihleri, hile ve haksızlıkla hatta öldü göstermek suretiyle ellerinden tımarları alınanların iadeleri, âyânlarca mani olunan alacak tahsilâtının yapılması, tımarlara müdahalelerin engellenmesi ve askerî / dinî görevlerden dolayı vergi vermek istemeyenler ile ilgili bulunmaktadır (BOA/OAR):
1703 – Kürtün (bozulan tımarın başkasına devri)
1705 – Çepni (öldü gösterilerek alınan tımarın iadesi)
1706 – Kürtün Uğur[30] Köyü (zeametin başkasına devri)
1721 – Kürtün Gelen Köyü (haksızlıkla alınan tımarın iadesi)
1721 – Çepni (kale korumayanın gedik tımarının devri)
1723 – Kürtün Çukurlu Köyü (kendi isteğiyle tımar devri)
1725 – Kürtün (bozulan tımarın başkasına devri)
1725 – Kürtün (hileyle alınan tımarın iadesi)
1725 – Torul (boş tımarın verilmesi)
1725 – Kürtün Kırcalı Köyü (kendi isteğiyle tımar devri)
1726 – Kürtün (boşalmış tımarın ve gediğin[31] başkasına devri)
1728 – Çepni (ölüm nedeniyle gedik tımarın devri)
1736 – Çepni (boşalmış tımarın başkasına devri)
1740 – Çepni (kendi isteğiyle bırakılan tımarın iadesi)
1762 – Kürtün (âyânlarca engellenen borcun tahsili)
1762 – Kürtün (halkın borcunun tahsili)
1782 – Kürtün (kendi isteğiyle tımar devri)
1786 – Çepni (ölüm nedeniyle zeametin devri)
1793 – Kürtün Karakaya Köyü (zeamete müdahelenin engellenmesi)
1793 – Çepni (vergi vermek istemeyenlerin takip edilmesi)
Bu durum XIX. yüzyılda da devam etmiş ve Tanzimat Fermanı sonrasında ise genel karışıklıklarla birlikte daha da hız kazanmıştır. Meselâ; 1840 yılında Trabzon Sancağının Kürtün Nahiyesinde Kızılelma Köyü ve yakın yerlerinde tımarı bulunan Murtaza adlı kimse, kendi tımarında hak iddia eden ve hisse isteyen Hüseyin adlı başka bir kimseyi şikâyet etmiş, Devlet de resmî defter kayıtlarına bakılarak sonucun Kürtün Kadısına bildirilmesini istemiştir (BOA, 133/6634:C..TZ..). 1861’de ise mültezim yani vergi toptancısı olan Mehmed Vasfî Bey’in âşâr vergisinden dolayı alacağı bulunan Kürtünlü Ali Bey ile Kelkitli Şerif Ağa’dan Devlet yardımıyla borcun tahsili istenmiştir (BOA, 523/94:A.}MKT.UM..).
Farklı bir gözlemi farklı bir kimlikten duymak istersek 1869’da Trabzon ve Gümüşhane havalisini gezmiş olan Teofil Deyrol’un (Theophiles Deyrolle) yöredeki köy hayatıyla ilgili tasvirlerine bakabiliriz:
“Balahor Yaylasından inen ve Tirebolu yakınında denize dökülen Harşit Suyu üzerindeki Karaçukur[32] kütükçüleri, Van Gölü kıyısında ve Doğu Anadolu’nun çok az bilinen dağlarında buldukları urlu ceviz ağacı kütüklerini 300 – 1.000 kiloluk parçalar halinde alıp getirebilirler. En yüksek yerinden denizin göründüğü Karaçukur Yaylalarının erkekleri son derece güçlü, kadınları ise çok güzeldi ve erkekten kaçmıyorlardı.” (Goloğlu, 2000:130-131).
1870 (H. 1286) yılı Trabzon Salnamesine göre o yıl Kürtün Nahiyesinin[33] toplam gelirleri 214.076 olarak verilmektedir ki bunun 83.218’i aşâr, 80.250’si mal vergi, 30.593’ü ağnam rüsûmu (koyun vergisi), 15.768’ü inae-i askeriye (askerî yardım), 4.247’si varidât-ı müteferrika (değişik gelirler) ve 30.788’i maaşât (maaşlar) ve mesârifât (masraflar) olarak sıralanmıştır. Torul Kazasının toplam varidâtı da 3,5 katına yakın bir oranda 730.910 beyan edilmektedir (San, 199?:15). 1879 (H. 1296) Salnâmesindeyse Kürtün’de üretilen elma ve armut miktarı 9.330 kıyye/okka, diğer meyveler de 4.880 kıyye olarak belirtilmektedir (Tozlu, 1998:95). Aynı yıl 7.180 keyl/kile buğday, 16.185 keyl arpa, 2.310 keyl çavdar, 19.715 keyl mısır üretilmiştir ki Gümüşhane Sancağında üretilen toplam 2.445 keyllik mısırın neredeyse tamamına yakını Kürtün’den elde edilmektedir. Yonca ve hayvan yemi olaraksa 200.520 keyl üretim yapılmaktadır. Toplamda da Kürtün’de 16.330 koyun ve keçi bulunmaktadır (Age:109-110).
1896’da önceki sıkıntılara ek olarak Gümüşhane ve Torul Kazalarıyla Kürtün, Konas (Kovans) ve Yağmurdere nahiyelerinin iane (yardım) hissesinden kalan meblâğı tahsil için istihdamına izin verilen tahsildarların maaş muamelesinin bildirildiği şekilde yapılarak işe başlamalarının sağlanması talep edilmiştir (BOA, 316/19:MF.MKT). Bu arada önce 1891 yılında Gümüşhane Merkez Kazasında, 1902 yılında da Torul Kazasında ‘Memurîn-i Müteferrika’ bahsinde Dûyun-ı Umumiye Memuru sıfatıyla yeni vazifelilere rastlamaktayız ki bu durum Avrupalı devletlerin Harşit Havzasına kadar alacaklarını tahsil için bizzat adam görevlendirdikleri anlaşılmaktadır (San, 199?:44,82).
1900 yılı Salnamesine göre Kürtün ve Dorul (Torul) Kazasında 30 merkep (eşek), 195 oter (katır), 80 beygir (at), 17.066 keçi, 22.996 koyun, 800 öküz, 3.000 inek; toplam 44.167 baş hayvan bulunduğu belirtilmektedir (San, 199?:77). 1904 yılı Salnamesine göre ise sarp ve yüksek dağlarla çevrili olarak tarif edilen Kürtün’de halkın tarım ve çobancılıkla geçindiği ifade edilmektedir. Aynı yıllıkta Torul (Ardasa) halkı tarif edilirken de tarım ve günlük sanatlarla geçindikleri, birçok kimselerin de Rusya taraflarına gittikleri belirtilmektedir (Age:108-109). 1904’te Kürtün Merkezde 1 Hükümet Konağı, 1 medrese, 1 cami, 2 kahvehane, 2 fırın, 3 han, 3 dükkân, 1 değirmen, köylerde ise 30 cami ve mescid, 2 medrese, 14 mekteb, 11 kilise, 2.451 ev, 12 han, 50 fırın, 92 değirmen bulunmaktadır (Age:109). Kürtün’e göre çok daha iyi durumda olan Torul’daysa farklı olarak 4 hotel ve muallim (öğretmen) gönderilmediğinden dolayı henüz açılmamışsa da mükemmel bir rüştiye (ortaokul) mevcut durumdadır. Bayındırlık anlamında Ardasa’nın hemen dibindeki Köprübaşı’ndan Kürtün Nahiye Merkezine bir yol yapılması düşünülmüş ise de 1904 yılı itibariyle inşaatına başlanamamıştır (Age:108). Hatta bu yolun tesviye masrafları için daha önce olduğu gibi iç fındık mahsûlünün her bir kıyyesinden (okka) vergi olarak bir miktar para alınmasına karar verilmiştir (BOA, 1848/28:ŞD.)
1916 yılında Tirebolu - Görele Kazaları arasında Harşit Deresi üzerine yaptırılmakta olan köprünün su içindeki sol ayağı da tamamlanarak döşemesinin koydurulacağı, yine Yağlıdere Nahiyesindeki köprüye de 1 hafta sonra başlanacağı bildirilmektdir (BOA, 139/62:DH.UMVM). I.Dünya Savaşı esnasında yapılan bu imar faaliyeti aslında Kafkas Cephesi’ni aşarak gelen Ruslar için de bir tedbir cihetinde düşünülmüştür. Cumhuriyet sonrasındaki (1925) Salnamede ise Gümüşhane Vilâyetinin ticarî durumu Trabzon-Erzurum büyük yolu üzerinde ve İran transit yolu istikametinde bulunması dolayısıyla oldukça iyi olarak tarif edilmiş; Kelkit’in tahılcılıkla, Gümüşhane’nin yağ ve Trabzon’a meyve, posteki, deri, yumurta satarak, Torul’un da posteki ve deriyi Tirebolu’ya satarak geçindikleri kaydedilmektedir (San, 199?:132).


[1] Muaflar: Her türlü vergiden muaf tutulmuş köylüler (Sümer, TDTD/LVII:11)
[2] Müsellem: Harp zamanlarında atı ve silahı ile sefere katılan buna karşılık her türlü vergiden muaf köylü menşeli atlı asker (Age:11)
[3] Hane: Kırlık kesimde yeter derecede toprağa sahip olan evli vergi mükellefi (Age:11)
[4] Bennekler: Yarım çiftlikten az toprağı olan evli vergi mükellefi (Age:11)
[5] Caba: Arazisi olmayan ve ticaretle meşgul bulunanların ödediği vergi (Pakalın, OTDTS/I:253)
[6] Mücerred: Toprağı bulunmayan, kazancı olmayan bekâr (Age:11)
[7] Müstahfız: tımarlı kale muhafızı (Doğan, 1996:815)
[8] Has: Osmanlı Devletinde saray mensuplarına veya yüksek derecelerdeki memurlara tahsis edilen ve geliri 100 bin akçeden fazla tutan arazi. (Doğan, 1996:465)
[9] Kale komutanı (Doğan, 1996:.291)
[10] Kale kâhyası (Age:641)
[11] Bölükbaşı (komutan)
[12] Kale eri, yiğidi.
[13] Kapıcı, kapı bekçisi (Doğan, 1996:135)
[14] Tamirci, hafif tamir yapan kimse (Age:758)
[15] Bekâr, hafif piyade askeri (Age:93)
[16] Tımarlı kale muhafızı (Age:815)
[17] Osmanlılarda derbentlerin (iki dağ arasındaki geçit, dar geçit ve boğaz) korunması ve gelip geçenlerin güvenliğinin sağlanması ile vazifeli kimse (Doğan, 1886:.268)
[18] Hıristiyanlardan alınan çift resmi (Doğan, 1996:554)
[19] 2 okka (1.283 gram) ile 8 okka arası (Doğan, 1996:120)
[20] Doğrusu “sebû” olsa gerek yani ‘testi ya da şarap kabı’ (Doğan,1996:962).
[21] Çepni Nahiyesi dâhil edilmemiştir.
[22] Saray / Divân-ı Hümâyûn çavuşu (Pakalın, OTDTS/I:424)
[23] Arhova, Arhavi (Artvin)
[24] Rize alaybeyi
[25] Padişah maiyetinde bulunan hususî vazifeli (Doğan, 1996:.820)
[26] Pazar İlçesi (Rize)
[27] Başkâtip
[28] Balık vergisi
[29] Balık pazarının ürün vergisi
[30] Vesikalarda öncesinde ve sonrasında Uğur diye bir köy olmadığından daha önce ismi geçen Oğuz Köyü olmalıdır.
[31] Gelir getiren kaynak, imtiyaz (Doğan, 1996.403)
[32] Bugün için Özkürtün Beldesini / Belediyesini oluşturan 4 köy tipi mahalleden biri.
[33] XVIII. yüzyılın ikinci yarısının ilk çeyreğinde Kürtün Gümüşhane Sancağı kazalarından biridir.
Ana Sayfa| Hakkımda| Kitaplarım| Alternatif Eksenler| Harşit Çepnileri| Fotoğraf Galerisi| Ziyaretçi Defteri| İletişim|
Atak Teknoloji Merkezi