Ana Sayfa
  Hakkımda
  Kitaplarım
  Alternatif Eksenler
  Harşit Çepnileri
  Bahçecik Tarihi
  Köşe Yazılarım
  Şiirlerim
  Tebliğ-Konferans
  Haberler
  Fotoğraf Galerisi
  Ziyaretçi Defteri
  İletişim
 
 
Her türlü sorunuzu buradan sorabilirsiniz.
 
 
BAŞİSKELE’DE MİLLÎ MÜCADELE – 18

 Sonraki saldırılarda da Hacıhaliller’den Tikulak İlyas ve Tevfik (Özkaraaslan), Kangala Hebete lakaplı Mustafa (Yavuz), Kabahorlu Mustafa (Avlıgan), Eğreltiköy’lü (Alartı) Hüsnü (Karhan),Tikulak Mansur (Özkaraaslan)  ve Kakışoğlu Rasim (Kakış)  gibi milis mücahitler de şehit olmuşlardır.  

 
f – )  ATEŞKES  VE  ZİYARETLER
Zobuoğlu Hasan Bey, Milli Mücadele’nin her safhasında yer almış ve iyi yetişmiş bir tüccar / bürokrattı. Önce İstanbul’daki temaslarıyla Seyr-i Sefain (Deniz Yolları İşletmeciliği) vapurlarının İzmit Körfezi kıyılarındaki iskelelere uğramasını sağlamış, bu yolla İstanbul’dan silah ve cephane getirilmeye başlanmıştı.  Sonrasında ise kurduğu 400 – 500 kişilik Milli müfrezeyle  İzmit’in güney yakasında ve Avdan Cephesi’nde büyük hizmetler vermiştir. Aynı zamanda da Milis (Fahri) Binbaşı rütbesiyle Bahçecik ve Değirmendere Mıntıkalarının Milli Alay Kumandanlığı’nı yapmıştır.
Yunanlıların Bahçecik Cephesi üzerindeki saldırıları sürerken bir yandan da kış yaklaşmıştı. Halk halen dağlarda ve yaylalarda bulunuyordu. Zobuoğlu Hasan Bey, 1920 yılı sonbaharında Servetiye’ye gelerek Soytarı Mustafa Efendi (Tarı) ve köyün ileri gelenleriyle görüştü. Önlerinin kış olduğunu, kışı sulh içinde geçirmelerinin faydalı olacağını, razı olunursa düşman komutanlarıyla görüşüp geçici ateşkes sağlayabileceğini ifade etti. Herkesin razı gelmesi üzerine Zobuoğlu, Yunanlılarla temasa geçerek kış için geçici ateşkes antlaşması yapılmasında arabulucu oldu. 
İşgalci düşmanla yapılan 3 maddelik geçici ateşkes antlaşmasına göre: 
1. Yunan kuvvetleri Bahçecik’ten yukarı çıkmayacak, Türk mevzilerine ateş etmeyecek ve Servetiye tarafına geçmeyecekti.
2. Türk milisleri de cepheden aşağı, Bahçecik tarafına inmeyecek ve kendisine ateş edilmediği sürece ateş açmayacaktı.
3. Bu antlaşmaya İznik veya Geyve tarafından gelebilecek Milli kuvvetler de uyacaktı.  
 
Böylelikle muhacir olan halk kışın daha da perişanlık çekmeden köylerine ve evlerine 
dönebildi. Hayat biraz daha normale dönmesine karşın her ihtimale karşı cephe boş bırakılmamış, 15 – 20 kişiden mürekkep azaltılmış milis kuvvetleri kış boyunca nöbet tutmuştur. Yunanlılar da Soğuksu sırtlarında yaptıkları taş kalede devamlı nöbet tutmuşlardı. 
Yunanlılar, o kış boyunca Bahçecik Cephesi’ne saldırmamışlardı. Bu arada yine Zobuoğlu Hasan Bey’in gayretleriyle Kazıklı (Kavaklı) İskelesi – Hamidiye – Döşeme üzerinden deniz yoluyla İstanbul’dan gelen cephaneler de mevzilere taşınmıştı.   
Geçici Zobuoğlu Ateşkes Antlaşması’nı Geyve Kuva’yı Milliye Umum (Genel) Kumandanlığı da desteklemişti. Bu vesileyle Kocaeli Gurup Kumandanı Miralay (Albay) Halit Bey,  Geyve’den dağ yoluyla Bahçecik Cephesi’ne gelmiş, milis mücahitlere moral vermiş ve durumla ilgili cephe komutanı Soytarı Mustafa Efendi’den bilgi almıştı. Aynı gece Servetiye Camii Köyü Muhtarı Tantaoğlu Ahmet Ağa’nın evinde kaldığı, o gece kendisine serilen yatakta yatmadığı ve “Benim askerim cephede; soğukta ve aç susuz düşman beklerken ben sıcak yatakta yatamam” diyerek kaldırttığı rivayet edilir. 
Sonraki süreçte de sık sık Geyve’ye giden ve Kuva-yı Milliye karagahıyla temaslarda bulunan Bahçecik Milli Tabur Kumandanı Mahmut Bey (Erdem), 24.Fırka (Tümen) Kumandanı Miralay Nurettin Bey ile birlikte dağ yoluyla Servetiye’ye gelmiştir.  Bahçecik ve Tatarköy İhsaniye Cephelerini denetleyen Miralay (Albay) Nurettin Bey,  mevzilerdeki milis güçlerine moral verdi. Herkesle teker teker tokalaşan Miralay, “Vazifeniz zor ama çok kutsaldır. Dikkatli olun!” diyerek cepheden ayrılmıştır. 
 
g-)    KURTULUŞ    KRONOLOJİSİ     
Kış boyunca hem diğer cephelerde mücadele devam etmiş hem de yeni askeri düzenlemelerle yavaş yavaş Düzenli Ordu’ya geçiş çalışmaları yürütülmüştü. Zira milis güçleriyle savunma yapılabilse de Batı Anadolu’da 110 binin üzerindeki Yunan Ordusu’nu söküp atmak mümkün görünmüyordu.
Muharebe için muhabere (haberleşme) şarttı. Nisan sonu itibariyle İzmit, Adapazarı, Gebze, Yalova ve Karamürsel merkezleriyle 3 ecnebi (yabancı) lisanıyla; Bahçecik, Sapanca, Hendek ve Akyazı merkezleriyle ise tek lisanla telgraf teati edilebilmektedir. 
  Geyve civarındaki Milli kuvvetler daha önce Sapanca Gurup Kumandanı olan Binbaşı Niyazi Bey’in komutası altında yeniden teşkilatlandırıldı. Geyve ve Havalisi Kumandanlığı adı verilen bu yapının emrinde 3 tabur ve çeşitli Milli müfrezeler bulunuyordu. Bunlardan biri de daha evvel topuyla Bahçecik Cephesi’ne desteğe gelen Cemal Bey’in Gökbayrak Taburu’ydu. 101 süvari ve 246 piyadeli Gökbayrak Taburu’na Bahçecik – İznik hattında örtme ve gözetleme vazifesi verilmişti. 
  Bu arada düşmana karşı tertibat alınyor kimi zaman da şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Düşmanla temas hakkında tutulan düzenli askerî raporlar bize yaşananlar hakkında bir fikir verebilir:
20 Ağustos 1920 günü Servetiye Karyesi (Köyü) civarındaki Kuva-yı Milliyemize 
taarruz eden düşman, 5 saat müsademeden (çatışmadan) sonra 40 kadar maktûl (ölü) bırakıp münhezimen (bozgun vaziyetinde) İzmit istikametine firar ve Kuva-yı Milliyemiz tarafından Beyicek’e  kadar takip edilmiş ve maktûller meyanında 3 zabit (Subay) bulunduğu anlaşılmıştır. Ertesi gün düşman, 1.500 kadar bir kuvvet ile tekrar Servetiye Karyesi civarındaki mevzilere taarruz ve aynı zamanda denizden ve karadan top ve 4 tayyaresiyle (uçak) de bomba ateşi icra ederek Kuva-yı Milliye’yi Ayıtepe (Aytepe) Karyesi’ne çekilmeye mecbur etmiştir. 
 
Ana Sayfa| Hakkımda| Kitaplarım| Alternatif Eksenler| Harşit Çepnileri| Fotoğraf Galerisi| Ziyaretçi Defteri| İletişim|
Atak Teknoloji Merkezi