Ana Sayfa
  Hakkımda
  Kitaplarım
  Alternatif Eksenler
  Harşit Çepnileri
  Bahçecik Tarihi
  Köşe Yazılarım
  Şiirlerim
  Tebliğ-Konferans
  Haberler
  Fotoğraf Galerisi
  Ziyaretçi Defteri
  İletişim
 
 
Her türlü sorunuzu buradan sorabilirsiniz.
 
 
BAŞİSKELE’DE MİLLÎ MÜCADELE – 26

 v    29 HAZİRAN 1921 – ÇARŞAMBA /  BAŞİSKELE’NİN KURTULUŞU (Devamen)

 

                 Sahili takip ederek çekilmeleri ihtimaline karşı bir ara İzmit’e gidip saat 14 00’te geri dönen Süvari Alay Kumandanı’na acil bir emir gönderilerek durum bildirilmiş, Alaya Başiskele – Seymen istikametlerini keşfederek akşama kadar düşmanın durumunu açıklığa kavuşturması emredilmiştir. Çıkarılan keşif kolları bütün bölgeyi tarayarak Değirmendere’ye kadar olan bölgede Yunanlı kalmadığını bildirmişlerdir.

                 Saat 16 30 sıralarında Servetiye civarında 2 tabur ve Milli müfrezelerden meydana gelen 180 kişilik kuvveti bulunan Mürettep Fırka, Yunanlıların Saraylı – Lütfiye – Safiye yolunu takiben çekildiklerini bildirmiştir. Fırka Kumandanı’na göre eldeki mevcut kuvvetlerle Binektaşı (1.018 rakımlı tepe) – Kırıntı – Elmalı – Hacı Osman hattını tutmak mümkün olmayacaktı. Ayrıca bölgenin dağlık olması ve birliklerin elinde öküz arabaları olduğu için Çuhahane’deki tabur ancak gelebilmiş, Ada Taburu ise henüz Kullar’da bulunmaktadır. Kolordu Kumandanı; Mürettep Fırka’nın Değirmendere Müfrezesi ile Karamürsel’e doğru çekilen düşmanı takip etmesine, diğer kuvvetleri ile 29 Haziran gecesini Elmalı - Kırıntı civarında geçirerek sabah erkenden Tâcir Köyü’ne hareket etmesine karar vermiştir. Fırka Kumandanı da bu emre uygun olarak birlikleri ileriye sevk edinceye kadar Servetiye’de kalmış daha sonra Elmalı’ya gitmiştir.

                 Bahçecik’ten batıya doğru ilerleyen Yunan kuvvetleri, Değirmendere ve Servetiye Akıncıları ile Döşeme’de bulunan Karamürsel Taburu’na bağlı bölük tarafından Değirmendere’ye kadar takip edilmişlerdir. Bu kuvvetler Tatarköy’de (İhsaniye) ikiye ayrılmışlar; bir kol kıyıyı takip ederek Karamürsel’e ulaşmak istemiş, diğer kol da Senaiye (Başkiraz) – Yalakdere yolu ile güneye inmek istemiştir. Kıyıdan giden kol; Milli müfrezeler tarafından taciz edilmiş ancak durdurulamamış, Saraylı, Örcün, Değirmendere ve Halıdere köylerini yakarak ilerlemişti. Bu bölge bütün Milli Mücadele döneminde düşman işgaline karşı koymuştu. Şimdi ilk defa istila ediliyordu. Bölge halkının silaha sarılarak çekilen Yunan kuvvetlerini kıyıdaki sarp ve yolsuz bölgeye sıkıştırarak imha etmesi an meselesi idi. Kılkış Zırhlısı ve bir torpidoyu bölgeye göndererek denizden bu çekilmeyi destekleyen Yunanlılar, bu kolu Acısu ve Gonca iskelelerinden gemiye bindirerek zorlukla tahliye etmişlerdi.[1]

 

v      KURTULUŞ    NOTLARI

 

                     I.            20 ayı İngiliz, 11 ayı Yunan ve ara taksimleri de muhtelif markalardaki şer

şebekeleri tarafından derin bir ızdıraba dönüştürülen işgal yılları, arkasında büyük bir yürek yarası ve büyük bir utanç vesikası bırakarak 29 Haziran Zaferi’nin gölgesinde toprak olmuştur. Ama milli hafıza kayıtlarına geçen aşağıdaki şu belgeyi 95 yıl sonra hatırlamak üzere takdirlerinize sunuyoruz:

 

YUNANLILARIN İZMİT VE BAĞÇECİK’TE KATLİÂM YAPTIKLARI[2]

Yunanlıların İzmit’i tahliye etmeden önce şehirde yüzlerce Müslümanı şehit edip birçok evi ateşe verdikleri, faciaya İtilâf Devletleri subaylarının da şahit oldukları ve Bağçecik’te tek bir Müslüman kalmamacasına katliâm yapıldığı.

30 Haziran 1921

 

Erkân‑ı Harbiyye‑i Umûmiyye Dâ’iresi (Genelkurmay Başkanlığı)

Şu‘be: 2   Kısım: 4                   H.U.M             Numara: 987           Yunan Harekâtı

Ma‘rûz‑ı çâker‑i kemîneleridir (aciz kullarının arzıdır),

Yunanlıların her tarafda şimdiye kadar yapmış ve yapmakda oldukları mezâlim (zulümler) ve fecâyi‘e (facialara) zamîmeten (ilave olarak) ahîren (en son) İzmit"in tahliyesinden evvel şehr‑i mezkûrda (anılan şehirde) yüzlerce Müslümanı şehîd etdikleri ve şehrin birçok yerlerini ateşe verdikleri ve işbu fecâyi‘e Düvel‑i İ’tilafiyye zâbitânından (İtilaf Devletleri subaylarından) da bâ’zılarının şâhid olduklarının anlaşılmış ve Bağçecik"de kadın ve erkek tek bir Müslüman kalmadığının ma‘a’t‑te’essür istihbâr edilmiş (üzülerek haber alınmış) olduğunu arzeylerim. Ol bâbda emr ü fermân hazret‑i veliyyü"l‑emrindir (Her halükârda emir ve görüş makamınızındır).

Fî 20 Şevval sene [13]39 ve 30 Haziran sene [13]37 (1921)                Harbiye Nâzırı              

 

Bahçecik merkezinde kadın ve erkek bir tek Müslüman kalmamacasına katliam

yapıldığı ancak çevre köylerdekilerin ve kaçıp kurtulanların sağ kaldığı hususu bugüne kadar pek dile getirilmemiştir. Oysa savaş esnasında Merkez Mahallesi olan Bahçecik’in nahiye merkezi de olan yer, savaş sonrasında Şehit Ekrem Mahallesi ismini alacaktır. Gelmiş - geçmiş muhtarlarının da nereden geldiğini bilmediği bu isim bu katliamdan arta kalan acı bir hatıra olsa gerektir. Dahası 28 Haziran bahsinde altı çizildiği gibi Bahçecik, birkaç ayrı noktadan ateşe de verilmiştir. Yunanlılar ateşle oynamayı seviyorlar.

 

                   II.             Yunan vahşeti sadece Bahçecik’le sınırlı değildir. İzmit’ten Karamürsel’e değin

İzmit Körfezi’nin her cihetinde her türlü melânet ve şenaat, Büyük (!) Devletlerin gözü önünde tertip - teşvik sergilenmiştir. Yunanlılar, işgal altında tuttukları bölgelerde doruk noktasına çıkardıkları mezalimlerini çekilirken de şirret bir biçimde devam ettirmişlerdir. Bununla ilgili Dersaadet Merkez Kumandanlığı’na yazılan bir belge yapılanları satır satır göz önüne sermektedir:

            “Yunan kıta’at-ı askeriyesinin (askerî birliklerinin) İzmit Körfezindeki kasabât (kasabalar) ve kurânın (köylerin) işgâliyle bütün mebâni (binalar) ve mü’essesâtı (kurumları) ihrâk (yakıp) ve sivil ahâliyi bîgünah (günahsız) olarak katl (öldürdüğü) ve işgâl eylediği köyleri evvelen yağma ve bi’l-ahire (sonrasında) ihrâk ile (yakarak) kadın, çoluk, çocuk ne buldu ise müdâfa’adan âciz bulunduklarından bunları bir sıraya tertib (dizip) ve müfrezesine (tümüne) ateş emri vermekde olduğunu ve şu zulûm ve denâeti (alçaklığı) Yalova kurâsına dahi (köylerine de) teşmîl eyleyeceğini (yayacağını) bir hey’et-i mahsûsa ile (özel bir heyetle) beraber gerek Makâm-ı Âlîlerinize (yüce makamlarınıza) ve gerek Nezâret-i Celîleye (Bakanlığa) ihbâr ve bu bâbda bir tedâbir ittihazıyla (tedbir alınmasıyla) buna mümâna’at (engel) olunması inde’l-iktizâ (gereğine göre) beyne’l-milel kavâ’ide muhalif (uluslararası kanunlara aykırı) ve beşeriyet-i askeriye ve ictimaiyye ile (toplumsal ve askeri ilişkilerle) gayr-i kâbil-i te’lif (açıklanamaz) bulunmasından nâşi (ötürü) Düvel-i İ’tilâfiyye (İtilâf Devletleri)  me’mûrîn-i askeriye (askerî memurları) ve askeriyesi nezdinde teşebbüsât-ı şedîde (şiddetli teşebbüslerle) seri’an ittihaz icrasıyla (bir an önce gerekenin yapılması)…



[1] ÇAM, Dr. Yusuf, Milli Mücadele’de İzmit Sancağı, Sayfa 185 - 186, İzmit Rotary Kulübü Yayınları, İstanbul, 1993 (ATASE Arşivleri).

[2] Arşiv Belgelerine Göre, Balkanlar’da ve Anadolu’da Yunan Mezalimi, Cilt II, Sayfa 259, BOA Daire Başkanlığı, Ankara, 1996 ve www.devletarsivleri.gov.tr (BOA. HR. SYS. 2626/15).

Ana Sayfa| Hakkımda| Kitaplarım| Alternatif Eksenler| Harşit Çepnileri| Fotoğraf Galerisi| Ziyaretçi Defteri| İletişim|
Atak Teknoloji Merkezi