Ana Sayfa
  Hakkımda
  Kitaplarım
  Alternatif Eksenler
  Harşit Çepnileri
  Bahçecik Tarihi
  Köşe Yazılarım
  Şiirlerim
  Tebliğ-Konferans
  Haberler
  Fotoğraf Galerisi
  Ziyaretçi Defteri
  İletişim
 
 
Her türlü sorunuzu buradan sorabilirsiniz.
 
 
İSİM VERME ALIŞKANLIĞIMIZIN YAKIN TARİH ANALİZİ
(10 yıl önce yazılan bu yazı on yıl sonrasının sağlaması adına tekraren paylaşılmıştır)

 Toplumda neyin eksikliği hissediliyorsa o yönde isim koyma alışkanlığımız olduğuna inanırım. Küçük çocukların toprak yiyerek demir, manganez eksikliğini gidermesi gibi..

70"li yıllarda erkek isimleri Murat’lardan, Umut’lardan; kız isimleri de Arzu’lardan, Dilek’lerden seçilirdi. Zira arabeskleşen ve sosyo-ekonomik kavgalardan kırılan toplum ümitvar bir çıkış arıyordu.

80"lerin en yaygın kız isimleri olan Merve’ler, Büşra’lar, 90"larda "nur" ekiyle 3 heceli olmaya durdu. Erkeklerde ise önce Yâsin’li, Furkan’lı isimler; sonrada Alper’ler, Bahadırlar sahne aldı.

İşin siyasal analizine dikey açıdan girerseniz 80 İhtilâli / 83 İktidarı, Evren/Özal Çizgisinin dinsel açlığı tatmini; 90"lı yılların da Yılmaz, Çiller, Ecevit üçlemesiyle şahin bir çizgide seyir ettiği durumu söz konusu.

Oysa derinlemesine yatay sondaj yapıldığında siyasal ve tecimsel İslâmcılığın muhtevasının boş olmasından kaynaklanan fıtrî bir örtme, döndürtme insiyakı var idi. Hoca Nasreddin"in maya taktiği misali.

Ağzı açık girdiğimiz Milenyumsa postmodern köleliğin Küreselleşme olarak ruhumuza ve rüyalarımıza ambargo koymasından ötürü hem metafizik gerilimin hem de maddî feyizler/inâyet hislerimizin tavan yapmasına sebep oldu. Ve 2000"ler Hz. Hasan"ın Halifelikten ferâgatinin remzi olan "Cemaat Yılı"na biraz ters orantılı A.Ş. Cemaatler Devri olarak kodlandı. Çok uluslu şirketler de kapalı devre cemaatlerdi aslında.

Okyanus ötesinden binler binler sahabe isimleri geldikçe sahabe ahlâkı aranır oldu. Tahlilimiz bu temel çelişkiyle zaman eczanesinde reçetelenmektedir. Erkek isimlerine eklenen "can"lar, cansızlığımızın; kız isimlerine ayrı ilâve olarak eklenen "Nur"lar ise ışıksızlığımızın dışa vurumları oldu.

Muhsin Yazıcıoğlu"nun sağlığında ne Nizam-ı Âlem Ocakları ne de Alperen Ocakları bugünkü Alperen adlı kişi sayısı kadar mensup bulamadı. Alplik de, erenlik de su alınca Alperen’den geçilmez oldu.

Mücahit’ler cehdsiz - cihadsız, Kürşat’lar ülküsüz - idealsiz, Enes’ler sevgisiz - saygısız, Asena’lar televizyonkolik, Abdullah’lar Allah"tan başkalarının kulu, Zâhid’ler ise paranın - pulun bendeleri olmaya durdular.

2010"lu yıllar ve 20"ler büyük ihtimâlle Mehdi, Mesih isimlerinin Christian, Alexandır gibi isimlerle karışık olarak verileceği bir tarih şeridi olacak. Arada sahibinden ihtiyaçtan erdem, fazilet, haysiyet, izzet, şeref, iffet, ismet gibi sıfatlar isimleşecek.

Piyasada revaçta hangi isimler varsa o noktada toplumsal kıtlık başlamış demektir. Amerika"nın ikide bir de her yere demokrasi, DTP/PKK çizgisinin de barış ve kardeşlik terânelerini taşıya durması gibi.

Siz siz olun çok satan kitapları, çok tutulan takımları ve çokça konulan isimleri alıcı gözüyle değil de halıcı gözüyle inceleyiniz. Ta ki erkeklere Nuh, kızlara Sefîne ismi verilene dek. Ve Tufan’lar yayıldığında ben de sizleri dağ başlarında bekliyor olacağım.

Ana Sayfa| Hakkımda| Kitaplarım| Alternatif Eksenler| Harşit Çepnileri| Fotoğraf Galerisi| Ziyaretçi Defteri| İletişim|
Atak Teknoloji Merkezi