Ana Sayfa
  Hakkımda
  Kitaplarım
  Alternatif Eksenler
  Harşit Çepnileri
  Bahçecik Tarihi
  Köşe Yazılarım
  Şiirlerim
  Tebliğ-Konferans
  Haberler
  Fotoğraf Galerisi
  Ziyaretçi Defteri
  İletişim
 
 
Her türlü sorunuzu buradan sorabilirsiniz.
 
 
ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI VE ÇİN
Türkiye’de insanlar, başkalarının menfaat konuşlanmaları gereği ürettiği düşünce alglerini otomatik pilotta algılayıp geviş getirmeyi fikir serdetmek sanıyor.

 Bazen o hale geliyor ki bir kedinin kesilen kuyruğu için hassasiyet gösteren bir birey; ölen, öldürülen yüzlerce-binlerce insanı ve yıkık-perişan uygarlık manzaralarını kendi gözüne kapayıp perdeleyebiliyor. Bir de herkes herkesi içten içe hainlikle, dıştan içe ajanlıkla suçluyor. Ağzı, bir toplumun zihnindekilerin tercümanıdır. ‘Dervişin fikri neysezikirmatiği de odur.

Geçen hafta Rusya’nın haksız ve zulümkâr işgaline karşı hakkaniyeti ve mazlumiyeti dermeyan eden cümleler sıralamış, tarih ve kitabî külliyatı da referans kılmıştık. Yani ânın/günün anlam ve önemi üzerindeydik; şimdi de gidişatın anlamlandırmasını ve değerlendirmesini yapmaya çalışalım. Dünden yarına düşülen notlar gibi bugünden de ilerki günlere konum atalım.

Korona’nın Türkiye’de şube açtığı Mart 2020’de kaleme aldığımız “Koronavirüs Üzerinden Yepyeni Bir Çağ Sürümü”, “Çip Çağı ve Komünal Kapitalizm”, “Egemenliğin Çin’e Devri”, “Gıda ve Su İmparatorluğu” gibi yazılarda çağ geçişlerinin insan ölçeklendirmesiyle ve eşiklerinin de yaratıcı yıkımlar (creative destructions) marifetiyle olduğunu anlatmaya çalışmıştık. Mottomuz da ‘aklını kullanmaya ve bilmeye cesaret et’ (sapere aude!) idi.

Ekonomik açıdan ilk 10’da yer almayan 17 milyon kilometrekarelik Rusya Federasyonu sopa yani ordu gücünde Dünya’da ilk üçte. Putin’le Çarlık Rusyası standartlarına avdet eden yapının; bir: 21.yy için demode yöntemleri, iki: sınırsız gibi gözüken kara ve deniz kaynakları hedeflenmiş görünüyor. Putin’in şeytanlaştırılması Hitler’le denkliğine değin sürecek gibi.

Üç çeyrek yüzyıldır devam edegelen II.Dünya Savaşı statükosu küresel şirketler eliyle/emeğiyle yeniden formatlanmaktadır. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 Daimi Üyesini bundan böyle ülke yada devlet olarak değil de şirket yada CEO olarak algılayın hatta Bill Gates, Elon Musk, Jeff Bezos, Mark Zuckerberg, Larry Page beşlisiyle bir temel atalım. Ne yazık ki dünya gene 5’ten büyük olmayacak

Tüm Avrupa’yı istilâ eden nasyonal sosyalizme karşı kapitalizmin ağababaları komünizmin padişahıyla işbirliği yapmıştı; hem de Nazi Almanyası ile Sovyet Rusya arasındaki Saldırmazlık Paktı’na rağmen. Hitler’i önce finanse sonra paspas ettiler. Bu arada 2 milyar 300 milyonluk dünya nüfusunun Avrasya’nın payına düşen nitelikli bir yüzde 3’ü kaybedildi, yıkılmış bir Avrupa ve Asya ile. Dahası hem bir zırh olarak Yahudi Soykırımı miti geliştirildi hem de Ortadoğu’nun göbeğine İsrail konduruldu. Ve bu düzenek günümüze dek tıkır tıkır işledi.

Rusya, Ukrayna’yla tuzaklandı. Uluslararası sistem (finans kapital) ABD ile Çin’in toplam toprak büyüklüğündeki Rus İmparatorluğu’nu Alman İmparatorluğu gibi dağıtarak sürümünü güncellemek yahut resetlemek istiyor. 1,5 milyarlık insan kaynağına sahip Çin’in Rusya ve eski Sovyet coğrafyasında daha şimdiden 10 milyon insanının var olduğu söyleniyor. 145 milyonluk Rusya Federasyonu nüfusunu egale etmek Çin’in sadece birkaç düzine yılını alır.

Birleşik Devletler üzerinden dünyayı idare eden dev şirketler gayrı Birleşik Çin üzerinden hegemonya yürütmek niyetindeler. En kötü ihtimalle Pekin’le Vaşington eksenli 2 kutuplu bir dünya olur; liberal kapitalizmle komünal kapitalizm. Rusya’nın hırpalanması sessiz ve derinden süper güçlük sırasını bekleyen Çin’in önünü açar. Şanghay İttifakı’nda birlikte olmaları birbirlerini satmayacağı anlamına gelmez. Hem I. hem de II.Dünya Savaşı’nda sağlam satış örnekleri var.

III.Dünya Savaşı yeni konuşlanma için yaratıcı yıkım mesabesinde olabilir. Ve hatta Hitler’in değişik silahları kullanma cesaretinden ilham alırsak Putin’in veya Putin’e karşı nükleer silahların kullanma olasılığı bile sanıldığı kadar düşük değil. "Ne Ukrayna"dan ne Rusya"dan vazgeçeriz" diyen Türkiye’nin; bir: kendisini Ukrayna’yla özdeşleştirmesi, iki: küresel kamuoyuyla birlikte Rusya’dan vazgeçmesi mukadder gözüküyor. Şimdilik ses çıkarılmıyor amma velâkin baskılama başladığında bir erken seçimle yeni dizayna çarçabuk geçeriz. Neticede Türkler Asya’nın ortasından Karadeniz’le Akdeniz’in ortasına bu uyum yeteneğiyle yerleşip tutundular. Bir Atatürk çıkana dek kimimiz Amerikancı/Avrupacı, kimimiz Rusçu, kimimiz Çinci takılacak; tıpkı devr-i Osmanlı gibi.

Benzine zam üstüne zam yapıldığında benzinlikte sıraya giren bir milletiz biz, ertesi gün zamlara karşı eyleme geçen değil; uyarız suyun akışına vesselâm. 

Ana Sayfa| Hakkımda| Kitaplarım| Alternatif Eksenler| Harşit Çepnileri| Fotoğraf Galerisi| Ziyaretçi Defteri| İletişim|
Atak Teknoloji Merkezi